|
| Pro Pac`tan Köpekler için Besleme Kılavuzu |
|
|
| |
|
 |
|
PRO PAC ® Superpermium Pet Food KÖPEK BESLENME
PROGRAMI |
| |
| Derleyen:
PRO PAC Superpremium Pet Food Midwestern Pet Foods, Inc.
Evansville, Indiana USA propacpetfood.com |
İçerik: Vincent.Biourge Ve Claudia A. Kirk
Faculty, School of Veterinary Medicine University of California, Davis Harper
Collins, Publishers | |
PRO PAC® Superpremium Pet Food EVCİL HAYVAN BESLENME
SERİSİ KÖPEK BESLENME PROGRAMI
Sürekli değişen dünyada
beslenmeye ilişkin gelişmelere ayak uydurmak, sizin gibi teknik ve evcil hayvan
eğitim uzmanları için giderek önem kazanmaktadır. Bu nedenle PRO PAC’taki
uzmanlar Evcil Hayvan Beslenme Serisini geliştirmişlerdir. Evcil hayvan
beslenmesi hakkındaki mevcut bilgilerinizden yararlanmak ve zamanınızı verimli
şekilde kullanmanızı sağlarken evcil hayvan beslenmesi ve ilgili konular
hakkında sizi bilgilendirmeye yardımcı olmak için üstün hayvan beslenme
uzmanları tarafından yazılan ve tasarlanan benzersiz programlar serisidir.
Köpek Beslenme Programı belirli bir biçimde, köpek beslenmesindeki temel
kavramları okunması kolay, kısa ve profesyonel bir şekilde özetler. Hayvan
eğitim uzmanı olarak, köpeklere ve sahiplerine sağlayabileceğiniz profesyonel
desteği arttırmak amacıyla köpek beslenmesi hakkındaki genel bilginizi
geliştirmek üzere sizin için ideal bir programdır. Köpek Beslenme Kitapçığı
aşağıdaki bölümleri içerir: |
I. Köpek Beslenmesine İlişkin Gereksinimler II.Köpekleri Besleme
III. Beslenme Kaynaklı Hastalıklar IV. Köpek Beslenme Testi |
Her bölüm, UC Davis, School of Veterinary Medicine’daki (UC Davis
Veterinerlik Okulu) baş beslenme uzmanları tarafından yazılmıştır. İlk üç
bölümü incelemenizin ardından bu kitapçıkta içerilen maddeler hakkında test
edilme imkanına sahip olacaksınız. İsterseniz, değerlendirme için testi PRO PAC
temsilcinize gönderebilirsiniz. Üç veya daha az yanlışlı geçme derecesi, sizi
PRO PAC Köpek Beslenme Uzmanı tayin eder. Bu sıfatla, başarınızı onaylayan bir
sertifika ve sizi Köpek Beslenme Uzmanı olarak tanıtacak ve isminizin yazılı
olduğu bir künye alacaksınız. Aynı zamanda evcil hayvan beslenmesiyle ilgili
eğitiminize devam etmenizi sağlayacak ilerideki PRO PAC Evcil Hayvan Beslenme
Kursları hakkında bilgi alma imkanı da sunulacaktır. Bizler PRO PAC’ta evcil
hayvan beslenmesi alanına bağlılığınızı takdir ediyoruz. |
|
BÖLÜM I
KÖPEK BESLENME
GEREKSİNİMLERİ |
SU ENERJİ PROTEİNLER KARBONHİDRATLAR YAĞ MİNERALLER
VİTAMİNLER
|
KÖPEK BESLENME GEREKSİNİMLERİ Hem kediler hem de
köpekler memeli cins etoburlardır – etobur veya et yiyen. Bu nedenle bu iki
cinsin benzer beslenme gereksinimlerini paylaştıklarını varsaymaya yönelik genel
bir eğilim bulunmaktadır. Çeşitli anatomik, metabolik ve davranış farklarından
dolayı köpeklerin daha düşük protein gereksinimleri, etkili karbonhidrat (örn.,
nişasta, şeker) kullanımı ve bitkilerde bulunan öncü maddeden birçok temel besin
maddesini sentezleme yeteneğinde daha belirgindir. Bu nedenle, köpeklerin pratik
bir yaklaşım ile hem ot hem et yiyen oldukları; yani bitki ve hayvansal doku
karışımıyla yaşayabildikleri kabul edilmelidir. Mide kapasiteleri, çoğu
yetişkin köpeğin gereken günlük mama alımını tek bir öğünde yemelerine izin
verir. Daha yüksek enerji gereksinimlerine sahip köpeklerin (yavru köpekler,
hamile ve emziren dişi köpekler ve aktif olarak çalışan köpekler) ve şişkinliğe
(gastrik dilatasyon-volvülüs olarak da adlandırılan mide şişkinliği) eğilimi
olan büyük ırk köpeklerin gün içinde birkaç öğün (iki ile dört arası)
beslenmeleri önerilir. Kedilerin besin seçiminden çok az farklı olmasına rağmen,
köpekler aşağıdaki tercihler dahil doğuştan çeşitli mama tercihlerine
sahiptirler: Et olmayan besinlerin üstüne et Kuru mamanın üstüne
konserve veya yarı yaş mama Bilinen mamaların üstüne yeni mamalar
Şeker Köpekler, büyüklük (1-3 kg ağırlığa sahip
Chihuahua’ya karşı bir Saint
Bernard Köpeği 70-80 kg ağırlığa sahiptir) ve günlük aktivite (bir ev hayvanına
karşı kızak çeken bir köpek) bakımından çeşitli ırklar içinde farklılıklar
gösterirler. Bu farklılıklar, enerji ve besin maddesi gereksinimleri açısından
önemli değişimlere dönüştürülürler. Bir köpeğin besinsel gereksinimlerini
karşılamadaki genel amaçlar, ideal sağlık ve uzatılan yaşam süresidir. Bunların
ölçülmesi zor olsa da bu zorluk, genel beslenme konusunu kuşatan bazı sorunları
ve anlaşmazlıkları açıklar. Köpeğin normal besin ihtiyaçları su, enerji
(karbonhidratlar, yağlar ve proteinlerden elde edilen), amino asitler (yapıcı
protein blokları içeren nitrojen), glikoz (kan şekeri), prekürsörler
(karbonhidrat ve proteinde bulunan), yağ asitleri (yağdan), mineraller ve
vitaminleri içerir. Bu bileşiklere toplu olarak besin maddeleri denir. (Havadaki
oksijen genellikle bir besin maddesi olarak kabul edilmez; ancak, vücudun besin
maddelerinden yararlanması için gereklidir.) Çoğu bilinen mamalar, bu besin
maddelerinin kompleks karışımının ürünüdür. Köpeklerin minimum temel besin
gereksinimleri ve besin maddesi izinleri, Ulusal Araştırma Konseyi’nin (National
Research Council – NRC) köpek beslenmesiyle ilgili alt komitesi ve Amerikan Gıda
Kontrol Memurları Birliği’nin (American
Association of Feed Control Officers – AAFCO) hayvan maması komitesi tarafından
belirlenmiştir. Bu standartlar, köpek mamaları formüle edilirken hayvan maması
üreticileri tarafından kılavuz ilkeler olarak kullanılırlar.
SU Yetişkin bir köpeğin vücudu yaklaşık %60 sudan
oluşur; bu değer, yavru köpeklerdekinden bile daha yüksektir. Su, hücrelerin
çalışması için zorunludur ve beslenmenin temel bileşenidir. Su yoksunluğu,
açlıktan daha hızlı şekilde ölüme yol açar. Köpekler suyu yalnızca içerek değil
yenilen yağ, karbonhidrat ve proteinlerin parçalanmasıyla da elde ederler.
İdrar, dışkı, emzirme, solunum ve soluma ile su kaybedilir. Sıcak hava, zorlu
egzersiz veya hastalık (örn., ishal, kusma, böbrek hastalığı) sırasında aşırı
kayıplar meydana gelebilir. Aynı zamanda artan tuz tüketimi de su
gereksinimlerini arttırır. Vücudun su miktarı, dikkat çekecek derecede sabittir,
susuzluğun etkili nedeni olan dehidrasyon (vücut suyu kaybı) yapar. Köpekler bu
nedenle her zaman tatlı, temiz suya erişmelidirler.
ENERJİ Köpekler, tüm hücresel işlevler (örn., kas
kasılması, hücre membranlarından madde geçişi, hücre bütünlüğünün korunması,
sentez ve moleküllerin parçalanması, vs.) için enerjiye ihtiyaç duyarlar.
Köpekler bu enerjiyi yenilen mamanın işlenmesinden sağlanan kimyasal enerji
olarak elde ederler. Bunun gerçekleştirilmesini sağlayan mekanizma isteğe bağlı
olarak dört aşamaya ayrılabilir: Büyük moleküller (proteinler,
karbonhidratlar, yağlar), gastrointestinal sistemde daha küçük moleküllere
(amino asitler, glikoz, yağ asitleri) parçalandığında oluşan Sindirim, Bu
küçük moleküllerin bağırsaktan ayrı hücrelere taşındığı Emilme, Hücreler
(beyin hücreleri, böbreklerin bir bölümü dahil bazı hücreler kırmızı kan
hücreleridir, ATP üretmek için yalnızca glikoz yakabilirler) tarafından
kullanılan glikoz, amino asit ve yağ asitlerinin “yakılması” olan Oksidasyon;
Belirli hücre işlevleri için hücresel mekanizma tarafından ATP tüketimini
simgeleyen Enerji tüketimi. Aşırı enerji (yani mama) yendiğinde fazla amino
asit, glikoz ve yağ asitleri daha sonra kullanım için glikojen (kompleks bir
karbonhidrat olan hayvansal nişasta) veya yağ olarak depolanır. Aşırı beslemeyle
gibi aşırı enerji alımı kronik hale gelirse, vücut yağının artması obeziteye
neden olacaktır. Mamalardan elde edilen enerji, kalori olarak bilinen
birimlerle belirtilebilir. Kalori (cal olarak kısaltılır), 1 gram suyun
sıcaklığını 1 derece Celsius
(santigrat) yükseltmek için gereken enerji miktarı olarak tanımlanır. Bu enerji
miktarı çok küçük olduğu için beslenme uzmanları, kilokalori (kcal olarak
kısaltılır) terimini kullanmayı tercih ederler; aynı zamanda 1000 kaloriyi
simgeleyen, büyük “C” harfi ile gösterilen Kalori olarak da bilinir. Kilokalori
veya Kalori, çoğu okuyucu tarafından bilinendir. (dünyada kullanılan farklı
enerji birimi sistemlerini standartlaştırmak için enerji aynı zamanda 1kcal’nin
4.184 kJ’e eşit olduğu jul (J) veya kilojul (kJ) ile de gösterilebilir.)
Hiçbir hayvan, mamasındaki enerjinin tamamını kullanamaz. Köpeklerde,
kullanılmayan enerjinin çoğu dışkı ve idrarla kaybedilir. Besinin brüt enerjisi
(GE), tamamen yanması ile üretilen enerji miktarıdır. GE ile idrar ve dışkıyla
kaybedilen enerji arasındaki fark metabolize edilebilir enerjidir (ME). MER =
132 x (vücut ağırlığı)0.75 |
| |
| Vücut ağırlığı (kg) |
|
AŞAĞIDAKİ DENKLEM
KULLANILARAK 4.53 KG BİR KÖPEĞİN BAKIM ENERJİ GEREKSİNİMİNİN HESAPLANMASI
|
MER (kcal) = 132 x (kg olarak vücut
ağırlığı)0.75 Adım 1: Metabolik vücut ağırlığının saptanması
(kg0.75) 4.530.75 = 3.11 Adım 2: MER’in saptanması
MER = 132 x 3.11 = 410 kcal metabolize edilebilir enerji (ME)
| |
ME, sonunda kullanım amaçlı köpekte bulunan enerjiyi simgeler. Hayvan maması
üreticileri tarafından dağıtılan veterinerlikle ilgili metinlerde ve broşürlerde
besinlerin enerji içeriği ve köpeklerin enerji gereksinimleri genellikle ME
olarak ifade edilir. Bakım enerji gereksinimi (MER), ideal ortam ısısındaki
termonötral ortamda orta derecede hareketli bir köpek tarafından kullanılan
enerji miktarıdır.Büyümeyi, hamileliği veya emzirmeyi desteklemek için değil
vücut ağırlığını korumak için yeterli miktarda mama ediniminde ve kullanımında
tüketilen enerji miktarını simgeler. Köpek cinslerindeki aşırı çeşitlilik
nedeniyle toplam MER farklı ırklar içinde oldukça değişir. MER ve vücut ağırlığı
arasındaki ilişki, üssel bir eğri ile ifade edilir. Eğriyi en iyi simgeleyen
denklem hala tartışma konusudur, ancak en yaygın olarak kullanılanlarından biri
aşağıdaki gibidir: MER = 132 x (vücut ağırlığı)0.75, buradaki MER
kcal olarak ve vücut ağırlığı kilogram (kg) olarak ifade edilir. Bazı köpekler
bu eğriden elde edilen miktardan daha fazla veya daha az kaloriye ihtiyaç
duyabildikleri için (benzer büyüklükteki köpekler içinde geniş MER
çeşitliliklerden dolayı), MER’in %75 ve %125’ini simgeleyen eğriler de
gösterilir. Hesaplanan MER’in gereken enerjiyi yalnızca tahmini olarak
simgelediğini unutmamak önemlidir; enerji alımı her zaman vücut ağırlığını
korumak üzere ayarlanmalıdır.PROTEİNLER Diyetsel proteinler, amino asit ve
nitrojen kaynağı görevi görürler. Amino asitler hormonları, enzimleri, vücut
salgılarını ve çeşitli diğer vücut proteinlerini sentezlemek için kullanılırlar.
Beslenme uzmanları amino asitleri iki kategoriye ayırır: temel amino asitler
(hayvan tarafından yeterli miktarda sentezlenemeyen ve besinde sağlanması
gerekenler) ve zorunlu olmayan amino asitler (besinde bulunan kaynak veya
nitrojen (yani, diğer amino asitler) olarak uzun süre hayvan tarafından
sentezlenebilenler). Köpekler için temel amino asitler arginin, histidin,
izolösin, lösin, lizin, metiyonin, fenilalalin, treonin, triptofan ve valindir.
Yumurta proteini gibi ideal oranlarda temel amino asitleri sağlayan
proteinlerin yüksek kalitede oldukları kabul edilir. Bir veya daha fazla temel
amino asitte yetersiz olan proteinlerin (örn., lizindeki buğday proteini
yetersizdir) kalitesiz oldukları kabul edilir. Proteinde yetersiz miktarda
bulunan bir amino asidin sınırlayıcı olduğu kabul edilir. Bir proteinin
kalitesi, sınırlayıcı amino asitle tamamlanarak (yani buğday proteinine lizin
ekleyerek) veya aşırı derecede sınırlayıcı amino asit içeren bir protein
ekleyerek arttırılabilir. Proteinde yeterli miktarda amino asit bulunabilmesine
rağmen, proteinin sindirilmesi güç ise amino asit proteinde “engellenmiş” ve
dışkıda kaybedilmiş olabilir. Düşük protein sindirilebilirliği (sindirim
kolaylığı), ayrı amino asit ihtiyaçlarını karşılamak için bu proteinin daha
fazlasını gerektirecektir. Genel bir kural olarak, hayvanlardan elde edilen
proteinler, bitkilerden elde edilen proteinlerden daha kolay sindirilebilirler.
Proteinlerin sentezi için hücreler tüm amino asitlerin aynı anda bulunmasını
gerektirir. Yalnızca bir amino asit eksik olsa bile protein sentezi
duracaktır ve bulunan amino asitler bunun yerine katabolize edileceklerdir
(parçalanacaklardır). Söz konusu amino asit kaybına neden olan bir proteinin
yetersiz biyolojik değere sahip olduğu kabul edilir. Protein ve amino
asitler köpekler tarafından aynı zamanda glikoz ve enerji üretmek için
kullanılırlar. Toplam enerji (mama) alımı sınırlıysa, enerji kaynağı olarak
amino asit kullanımı protein sentezinden önce gelecektir. Aşırı miktarda enerji
ve protein yendiğinde, amino asitlerin içerdiği nitrojen idrarla giderilirken
fazla amino asitler glikoz, glikojen ve yağ üretmek için kullanılacaktır.
Köpeklerdeki protein eksikliği azalan mama alımı, yetersiz büyüme, kilo
kaybı, kas yıpranması, düşük süt üretimi, sert ve mat tüyler, kan proteinlerinin
azalması ve sonunda ölüme neden olur. Bu belirtiler spesifik olmasa da çoğu
şiddetli kalori kısıtlamasına veya tek bir temel amino asidin yetersizliğine
neden olurlar. Köpeklerdeki ayrı amino asit eksikliği belirtisinin spesifik
belirtileri yeterince belgelenmemiştir. Aksine köpeklerde belirli hastalık
durumlarında (örn., böbrek hastalığı) dahil aşırı besinsel proteinlerin rolü
tartışmalıdır. KARBONHİDRATLAR Şeker, nişasta ve besinsel lifler bu besin
sınıfını oluştururlar. Şekerler ve nişastalar ince bağırsakta sindirilirler ve
glikoz ve früktoz gibi sindirim ürünleri başlıca enerji kaynakları olarak
kullanılır. Besinsel lifler tipik olarak bitkilerin hücre duvarlarını ve
bağırsaktan geçişleri sırasında sindirilmeyen çoğu kısım için
oluştururlar.
ŞEKERLER VE NİŞASTALAR Şekerler ve
nişastalar genellikle sindirilebilir karbonhidratlar olarak bilinirler.
Sindirimleri ve metabolizmaları, enerji için ve yağ ve zorunlu olmayan amino
asitlerin sentezi için kullanılan glikoz oluşmasına neden olur. Emzirme
sırasında, laktoz (süt şekeri) sentezi için glikoz gereklidir. Ancak glikoz
yapmak için proteindeki amino asitler ve yağda bulunan gliserol
kullanılabileceği için köpek besininde şekerler ve nişastalar tam olarak
gerekmez. Sindirilebilir karbonhidrat eksikliği olan besinler, normal protein ve
glikoz sentezi sağlamak için yeterli protein içermelidirler.Bu özellikle büyüyen
fetusun glikoz ihtiyaçlarını karşılamak ve süt amaçlı laktoz sentezi için
karbonhidrat gerektiren hamile ve emziren dişi köpeklerde doğrudur. Nişastalar,
protein veya yağdan daha pahalı enerji kaynağı oldukları için sindirilebilir
karbonhidratlar besleyici bir miktarı veya piyasada satılan köpek mamalarının
çoğunluğunu oluştururlar. Tamamen protein ve yağ içeren besine (yani, kızak
çeken köpeklerin besini) küçük miktarlarda (%5) sindirilebilir karbonhidratların
eklenmesi, çoğu kez söz konusu besine ilgili ishali minimuma
indirecektir. Köpekte, çiğ nişastalar daha az kullanılırken pişmiş
nişastaların (jelleştirilmiş nişasta) sindirilebilirliği yüksektir. Yenilen
miktarın aşırı olmaması veya besinin ani şekilde verilmemesi şartıyla sağlıklı
köpekler sakarozu (sofra şekeri) etkili şekilde sindirebilirler. Sütten kesilen
ve yetişkin köpekler tarafından laktoz özellikle aniden yüksek miktarlarda
verildiğinde iyi karşılanmaz. Her iki şekerin de küçük miktarları (besinin %5’i)
çoğu köpek tarafından iyi karşılanır. Sakaroz ve tüm tatlı maddeler, köpeklere
yönelik mamaların lezzetini arttıracaktır.
BESİNSEL
LİFLER Besinsel lifler (pektin, reçine, hemiselüloz, selüloz,
linyin), mamanın bağırsak sisteminden geçişini düzenlemede yararlı
olabilmelerine rağmen köpek maması için zorunlu kabul edilmezler. Genellikle,
besinsel lifler bazı besin maddelerinin emilimini engellerler, normalde kalın
bağırsakta bulunan bakteri yapısını değiştirirler ve dışkı hacmini arttırırlar.
Ancak bu etkilerin çoğu köpeklerde henüz tamamen belgelendirilmemiştir.
Besinsel lifler, çözünür lifler (meyvelerde, yulaf kepeğinde ve psilyumda
[çoğu ticari dışkı yumuşatıcıların ana bileşeni] ve çözünmeyen lifler (selüloz,
buğday kepeği) olarak sınıflandırılmışlardır. Suyu çekerek jel oluşturan çözünür
lifler, kalın bağırsakta yüksek derecede fermante edilebilirler (bakteriler
tarafından sindirilebilirler) ve insanlarda midenin boşaltılmasını
yavaşlattıkları ve kolesterol emilimini engelledikleri gösterilmiştir. Çözünmez
lifler, iyi şişkinlik oluşturan maddelerdir ve kalın bağırsakta yetersiz
fermante edilirler. Genellikle piyasada satılan köpek mamalarına, açlığı
arttırmadan kalori alımını azaltmak amacıyla kalori yoğunluklarını azaltmak için
çözünmeyen lifler eklenir. YAĞ Besinsel yağ, yüksek konsantrasyonlu
kaynağın veya enerjinin ürünüdür. Yağ, 2.25 kat enerji kadar protein ve
karbonhidrat sağlar ve vücuda esansiyel yağ asitleri sağlar. Ayrıca yağda
çözünen vitaminleri (A, D, E ve K vitaminleri) taşıyıcı işlev görür ve lezzetini
ve niteliğini etkilemesiyle mamanın kabul edilebilirliğinde önemli bir etkendir.
İnsanlarda, mide boşalmasını yavaşlattığı ve doygunluk hissini uzattığı (iştah
bastırma) için yağlı yemekler daha doyurucudur. Köpekler, yüksek seviyeli
besinsel yağı sindirebilirler ve emebilirler. Yağ, yüksek enerji gereksinimleri
olan köpeklerin (örn., yavru köpekler, emziren dişi köpekler ve çalışan
köpekler) besinlerindeki en önemli enerji kaynağını oluşturur. Sindirim
sisteminin adapte olmasını sağlamak için düşük oranda yağ içeren besinden yüksek
oranda yağ içeren besine doğru kademeli olarak geçiş yapılmalıdır. Aşırı enerji
alımından ve obeziteden kaçınmak için korumadaki yetişkin köpeklerde yüksek
oranda yağ içeren besinlerin alınması kısıtlanmalıdır. Besinsel yağ
trigliserit (gliserola bağlı yağlı asitler içeren bileşimler), fosfolipid
(fosfor içeren yağlar) ve kolesterolden oluşur. İki yağ arasındaki farklılıklar
genellikle farklı yağ asidi bileşimlerinin sonucudur. Yağ asitleri, karbon
atomlarının tek veya çift bağ ile bağlandıkları karbon ve hidrojen atomu
zincirleridir. Doymamış yağ asitleri hiç (tekli-doymamış) veya daha fazla
(çoklu-doymamış) çift bağlara sahipken doymuş yağ asitleri çift bağa sahip
değildirler. Besinsel yağ veya kolesterol, sağlıklı köpeklerde kalp hastalığına
neden olmaz.
ESANSİYEL YAĞ ASİTLERİ Besinsel yağ
için kanıtlanabilir tek ihtiyaç, esansiyel yağ asitlerinin kaynağı ve yağda
çözünen vitaminlerin taşıyıcısı olmasıdır. Esansiyel yağ asitleri (linoleik asit
ve arakidonik asit), hücre membranlarında yapısal işlevlere sahip olan ve
prostoglandinler (alerjik reaksiyonlar, yumuşak kasların kasılması, kan
damarlarının genişlemesi, kan pıhtılaşması ve diğerleri dahil bazı önemli
fizyolojik süreçlerin düzenleyicileri) ve lökotrienler (alerjik ve inflamatuar
reaksiyonların modülatörleri) için prekürsör işlevi görür. Linoleik asit,
bitkisel yağda oldukça çoktur; köpekler (ancak kediler değil), linoleik asidi
arakidonik aside dönüştürebilirler. Arakidonik asit yalnızca hayvansal ürünlerde
bulunur. Esansiyel yağ asidindeki bir eksiklik genel sağlık durumunun
zayıflamasına ve kalın, mat, kuru tüylere neden olur. Deri çoğu zaman kalınlaşır
ve aşırı pullanma ve kepek oluşur. Yetişkin köpekler yetersiz derecede ürerken
yavru köpeklerde büyüme yetersizdir. Piyasada satılan köpek mamasındaki bir
eksiklik zayıf formülasyon veya elverişsiz veya uzun süreli depolamadan
kaynaklanabilir. Bu yağ asitlerinin terminal ucundan itibaren altıncı ve
yedinci karbonlar arasında bir çift bağ bulunmasından dolayı linoleik ve
arakidonik asitler yağ asitlerinin n-6 (veya omega-6) familyasına aittirler.
Balık yağı (linoleik asit, eicosapentaenoic asit), n-3 familyasına
(üçüncü ve dördüncü karbonlar arasındaki çift bağ) aittir. Köpeklerin, n-3
familyasına ait yağ asitlerine gereksinim duyup duymadıkları bilinmemektedir.
İnsanlarda, n-3 yağ asitlerinin alınması bazı deri ve eklem hastalıklarındaki
klinik gelişimlerle ilişkilendirilmiştir. Köpeklerin n-3 yağ asitlerinden
yararlı şekilde etkilenip etkilenmedikleri henüz saptanmamıştır.
MİNERALLER Köpek besininde gerekli mineraller
hakkındaki bilgimiz sınırlıdır. Kalsiyum, fosfor, potasyum, sodyum, magnezyum,
demir, bakır, çinko ve iyot gereksinimi ispatlanmıştır. Ayrıca klorür ve
selenyum gereksinimi de önemle belirtilir. Diğer hayvan cinsleri için bulunan
bilgilere dayanarak manganez, sülfür, kobalt, molibden, flor, krom, silikon,
kalay, nikel ve vanadyum aynı zamanda köpekler için de gereklidir. Günümüzde
piyasada satılan köpek mamalarına tüm bu minerallerin dahil edilmesi genel
uygulamadır. Köpek maması formülünde kullanılması gereken mineral
konsantrasyonlarını tayin etmek için sınırlı veri bulunmaktadır. Yapılan
öneriler köpeklerle ilgili çalışmalara, başka cinslerin gereksinimlerinden ulaşılan tahminlere
ve uygun performansa yol açmış besin deneyimlerine dayanır. Mineral
gereksinimlerinin tayini ayrıca besinsel mineraller (örn., kalsiyumun çinko
emilimiyle etkileşimi) arasındaki etkileşmeler ve minerallerin biyolojik
elverişliliği hakkındaki az bilgi (örn., çinko oksit formundaki çinko yetersiz
olarak emilir) ile güçleştirilmiştir. Son olarak, cinsler arasındaki
farklılıkların yanı sıra hamilelik, emzirme, bakım ve çalışma için mineral
gereksinimleri iyi tanımlanmamıştır. Mineraller, kemik ve dişlerin başlıca
yapıtaşlarıdır ve vücudun asit bazının, elektrolit ve sıvı dengesinin
korunmasına yardımcı olurlar. İntraselüler sinyal işlevi görürler ve
bırakılmaları art arda kimyasal reaksiyonlara neden olur. Besinde çok küçük
miktarlarda gerekli olan mineraller, eser elementler olarak bilinirler. Bunlar
çinko, demir, bakır, manganez, kobalt ve iyodu içerir. Eser elementleri
enzimlerin, hormonların ve birçok başka bileşimin temel bileşenleri olarak işlev
görürler. Genel bir kural olarak, piyasada satılan mineral takviyelerinden
kaçınılmalıdır. Mevcut mamalar bilinen tüm gereksinimleri zaten karşılamaktadır
ve eklenen herhangi bir mineral besinde önceden bulunan minerallerin emilimi ile
etkileşebilir. Bazı ev yapımı mamalar için mineral takviyesi
gerekebilir.
KALSİYUM VE FOSFOR Kalsiyum ve fosfor,
kemiklerdeki ve dişlerdeki temel minerallerdir. Kalsiyum aynı zamanda kan
pıhtılaşması ve sinir sinyalleri gönderilmesinde gereklidir. Birçok enzim
sisteminin harekete geçmesi veya durması, enerji üretimi ve aktarımı için ve
birçok başka metabolik süreç için gereklidir. Kalsiyum ve fosforla ilgili yaygın
bir mineral dengesizliği, kemik tozu gibi bir kalsiyum kaynağıyla takviye
edilmeyen tamamen etten oluşan mama veya ev yapımı mamayla beslenmeden
kaynaklanır. Bunun sonucu olarak vücut, kan kalsiyumu seviyelerini korumak
için iskeletten kalsiyumu alır, kemiklerin deformasyonuna ve son derece kolay
kırılmalarına neden olur. Kalsiyum eksiklikleri aynı zamanda tetaniye (kriz
benzeri titremeler) yol açabilir. Köpeklerin bilinen mamalardan veya piyasada
satılan köpek mamalarından beslenmesi sonucu bir fosfor eksikliği
bildirilmemiştir. Büyüme sırasında aşırı kalsiyum alımı iskelet anormalliklerine
yol açabilirken, kısıtlı böbrek dokusu işlevine sahip olan köpeklerde aşırı
besin fosforunun böbrek hasarını arttırdığı
gösterilmiştir
POTASYUM Potasyum, yüksek
konsantrasyonlu vücut hücrelerinde bulunur ve sıvı dengesi ile düzgün sinir ve
kas işlevi için gereklidir. Eksikliği kas zayıflamasına, yetersiz büyümeye,
düzensiz kalp atışına ve böbrek lezyonlarına neden olur. Hayvansal doku daha
yüksek derecede potasyum içerir; bu nedenle daha yüksek hayvansal dokulu
(protein) besinler yeterli ölçüde potasyum içermelidir.
SODYUM
VE KLORÜR Sodyum ve klorür, yüksek konsantrasyonlu dış vücut
hücrelerinde bulunurlar; bunlar, ekstra selüler sıvılardır. Vücut sıvısını ve
elektrolit dengelerini korumaya yardımcı olurlar. Lezzeti arttırmak için köpek
mamasına genellikle bilinen sofra tuzu (sodyum klorür) eklenir ve normal bir
besin bu iki mineralden herhangi birinde yetersiz olmayacaktır. Eksiklik
olduğunda görülen belirtiler halsizlik, yetersiz büyüme, susuzluk, tüy dökülmesi
ve kurumuş deriyi içerir.
MAGNEZYUM Magnezyum
kemikte bulunur ve düzgün kalp, kas ve sinir çalışması için önemlidir. Aynı
zamanda hücreler içindeki enerji üretiminden ve aktarımından sorumlu enzimatik
reaksiyonlarda gereklidir. Eksiklik belirtileri kas zayıflığı ve ağır vakalarda
havale, inapetans, yetersiz büyüme ve aorta (kalbin sol odacığından çıkan büyük
damar, atardamar sistemiyle vücuda kan pompalar) duvarında kalsiyum birikmesini
içerir.
DEMİR Demir, hemoglobin (dokulara oksijen
taşıyan kırmızı kan hücrelerindeki kırmızı pigment) ve vücuda oksijen taşınması,
kullanılması ve depolanması ile ilgili bir çok başka molekülün temel
bileşenidir. Demir eksikliği, halsizliğe ve yorgunluğa yol açan anemiyle (azalan
kırmızı kan hücresi sayısı) ilgilidir. Aşırı demir miktarı, inapetans ve kilo
kaybına neden olur.
BAKIR Bakır, bir çok enzimin
yapıtaşıdır. Bu enzimlerden biri tüy ve deri pigmentasyonundan ve bir diğeri
kemik oluşumundan sorumludur. Bakır aynı zamanda demirin emilmesi ve
taşınmasında gereklidir. Aşırı bakır miktarı, karaciğer hasarının yanı sıra
anemiye de neden olurken, eksikliği anemiye, tüy pigmentasyonu kaybına ve kemik
anormalliklerine yol açacaktır. Bedlington Terrier ve West Highland White
Terrier gibi cinslerde karaciğerin bakırı işlemesi açısından eksiklik
bulunmaktadır ve bu elementten yalnızca düşük veya orta miktarda içeren
mamalarla beslenmelidirler.
MANGANEZ Köpeklerin
belirli manganez gereksinimleri hakkında çok fazla bilgi bulunmamaktadır. Başka
türlerde, üreme ve düzgün kemik oluşumu için manganez önemlidir.
İYOT İyodun kabul edilen tek işlevi, tiroit
hormonlarının sentezindedir. Tiroit hormonları, vücudun genel metabolizma hızını
düzenler ve beynin gelişmesi için önemlidirler. İyot eksikliği, guatr (büyüyen
tirpit bezi), tüy dökülmesi, iskelet bozukluğu ve hissizliğe neden olur.
SELENYUM Selenyumun en bilinen işlevi, normal
metabolik süreçlerin yan ürünlerinin yol açtığı hasara karşı hücreleri korumak
için önemli bir enzim olan glutasyon peroksidazın yapıtaşı olmasıdır. Bu işlevde
selenyum, E vitaminiyle birlikte hareket eder. Selenyum ve E vitamini eksikliği
kas zayıflığı, kas ve kalp hasarı, inapetans ve ölüme yol açar. Pratik bir
temelde, bu mineral köpek mamasının içersinde geniş bir dağılıma sahip olduğu
için piyasada satılan mamaları tüketen köpeklerde selenyum eksikliği bulunmaz.
DİĞER ESER ELEMENTLERİ Başka hayvan türlerinde çok
az konsantrasyonlarda kobalt, molibden, krom, silikon, kalay, nikel ve vanadyum
gereklidir. Köpekler için gereksinimler henüz belirlenmemiştir. Ancak, piyasada
satılan köpek mamalarında kullanılan doğal içeriklerde bu minerallerin miktarı
diğer memeli türlerinin bilinen gereksinimlerini karşılamaktadır.
VİTAMİNLER Köpekler, günlük ihtiyaçlarını
karşılamak amacıyla yeterli miktarları üretemedikleri için çok az miktarda
vitamin gereklidir. Vitaminler, yağda çözünen vitaminler (A, D, E, K
vitaminleri) veya suda çözünen vitaminler (B, C vitamini) olmak üzere
sınıflandırılırlar. Birçok vitamin (özellikle A, E, C vitamini ve B vitamini
kompleksi [B1 vitamini]) ışık, ısı, nem, yağ bozulması veya diğer minerallerle
birleşme yoluyla kolayca tüketilir. Gıda işleme, uzun süreli depolama ve
yetersiz depolama koşulları (nem, ısı), mamanın vitamin içeriğini büyük ölçüde
etkileyecektir. Evcil hayvan mamaları, işleme sırasında vitamin kaybını
dengelemek üzere formüle edilirler. Bu nedenle, belirtilen son kullanma
tarihinden önce piyasada satılan köpek mamalarını tüketen sağlıklı köpeklerde
vitamin takviyesi gerekli değildir. Ancak, bazı ev yapımı mamalarla ve belirli
hastalık durumlarında (böbrek, karaciğer ve bağırsak hastalıklarında) takviye
gerekebilir.
YAĞDA ÇÖZÜNEN VİTAMİNLER Yağda çözünen
vitaminlerin emilimi, mamada orta miktarda bulunmasıyla kolaylaştırılır ve
normal yağ emilimini önleyen koşullarla (örn., pankreas, karaciğer veya bağırsak
bozuklukları) engellenir. Yağda çözünen vitaminler vücutta depolanır. Bu, suda
çözünen vitaminlerle kıyaslandığında eksikliklerin ortaya çıkmasının neden daha
uzun sürdüğünü ve aşırılıkların zehirlenmeye neden daha hızlı yol açtığını
açıklar. (Retinol)
A Vitamini normal görme, büyüme, üreme ve deri ve
mukus membranlarının üstünü kaplayan hücrelerin olgunlaşması için gereklidir.
Eksikliği yavaş büyüme, gece körlüğü, kilo kaybı, enfeksiyona karşı hassasiyetin
artması, göz enfeksiyonları, deri lezyonları, tümör ve kafatası anormalliklerine
neden olur. Aşırı miktarda A Vitamini alınması (örn., günlük gereksinimin 100
katı) kilodan kaynaklanan uyuşukluğa, inapetansa ve kemik anormalliklerine neden
olur. Hamilelik sırasında aşırı A vitamini verilirse, yavru köpeklerde yarık
damağa neden olabilir. Karaciğer çok iyi bir A vitamini kaynağıdır, bu nedenle
köpeklerin ana bileşeni karaciğer olan mamayla beslenmesi A vitamini
zehirlenmesine yol açabilir.
D Vitamini D vitamini,
kemik oluşumu ve kan kalsiyum konsantrasyonunun korunması amacıyla kalsiyum ve
fosfor metabolizmasında gerekir. D vitamini eksikliği, yavru köpeklerde kemik
bozukluklarına (raşitizm) neden olur. D vitamini tüm vitaminler içinde en
zehirli olanıdır; günlük gereksinimin 10 katı kadar doz aşımı, kan kalsiyum
seviyesini yükseltecek ve kan damarları, böbrek ve kalpte kalsiyum birikmesine
neden olacaktır. Geri dönüşümü olmayan böbrek hasarı, D vitamini zehirlenmesinin
bilinen bir sonucudur. Köpeklerin, diğer memelilerden farklı olarak, güneş
ışığına maruz kalmanın sonucu olarak D vitamini sentezleyemedikleri ve bu
nedenle mamalarında D vitamini gerektiği ortaya çıkmaktadır.
E
Vitamini (Alfa-tokoferol) E vitamini, besindeki ve vücuttaki
yağları yanmaya karşı koruyan bir antioksidandır. E vitamini, hücre
membranlarının dayanıklılığını korumak için önemlidir ve bu işlevle selenyuma
oldukça benzerdir. Besinde bulunan çoklu-doymamış yağ asitleri (bitkisel yağlar,
balık yağları), E vitamini gereksinimlerini arttıracaktır. E vitamini eksikliği
retinanın (gözün arkasındaki ışığa duyarlı hücre katmanı) bozulmasına, kas
bozulması ve kas zayıflığına, inapetansa, depresyona ve ölüme neden olur. Genel
olarak E vitamininin zehirli olduğu düşünülmez, ancak başka hayvan türlerinde
kan pıhtılaşmasıyla ilgili bazı ters etkiler gözlemlenmiştir.
K
Vitamini K vitamini, kan pıhtılaşmasıyla ilgili çeşitli etkenlerin
oluşumunu denetler. Kalın bağırsağın bakteri nüfusu tarafından yeterli miktar
üretildiği için besinsel K vitamini kaynağı gerekli değildir. Ancak kronik
bağırsak veya karaciğer hastalıklarında veya uzun süreli (4 haftadan uzun
süreli) antibiyotik tedavisinde, K vitaminine sahip besin takviyesi
belirtilebilir. K vitamini fazla miktarda alındığında zehirleme potansiyeli
(anemi, kan anormallikleri) vardır.
SUDA ÇÖZÜNEN VİTAMİNLER
Suda çözünen vitaminler (B12 vitamini hariç) vücutta depolanmaz; bu
nedenle eksiklik belirtileri yağda çözünen vitaminlerden daha hızlı şekilde
ortaya çıkabilir. Tam tersine, bu vitaminler vücuttan hızlı şekilde
çıkartıldıkları için zehirleme potansiyelleri düşüktür.
B
Vitaminleri B vitaminleri-tiamin (B1), riboflavin (B2), niasin,
pantotenik asit, piridoksin (B6), folasin, kolin, biyotin ve siyanokobalamin
(B12)-birçok hücre işlemini düzenleyen enzim sistemlerinin önemli
yapıtaşlarıdır. Doğal B vitamini eksiklikleri çoğu zaman çoklu vitamin
eksiklikleri olarak meydana gelirler. Klinik belirtiler genellikle iştah kaybı,
bozulma (halsizlik, felç, uyuşukluk, aşırı heyecanlanma, şaşkınlık) ve anemiye
neden olur. Bira mayası, buğday tohumu ve hayvansal ürünler iyi B vitamini
kaynaklarıdır. Folasin ve biyotin, kalın bağırsaktaki bakteriler tarafından
sentezlendikleri için sağlıklı köpeklerin besinlerinde gerekli değildirler.
Ancak, kronik bağırsak hastalığında veya uzun süreli antibiyotik tedavisinde
takviye gerekebilir. Köpekler, piyasada satılan mamalarla ve normal sofra
yemekleriyle beslendiklerinde floasin, riboflavin, pantotenik asit ve piridoksin
eksikliklerinin ortaya çıkma olasılığı yoktur. Biyotin emilimi, avidin
olarak adlandırılan çiğ yumurta aklarının yapıtaşı bir protein ile bozulur. Bu
etki, yumurtaların tam olarak pişirilmesi ile önlenebilir. B12 vitamini
eksikliği, tamamen vejetaryen mamayla beslenen ve bağırsak hastalığı veya
pankreatit (pankreas iltihabı) olan köpeklerle ilgilidir. Tiamin ısıya
oldukça duyarlıdır, bu nedenle mamanın ticari olarak işlenmesi sırasında
eksiklik meydana gelebilir. Evcil hayvan maması endüstrisinde, işlenmeden önce
ticari mamaların yüksek miktarlarda tiamin ile takviye edilmesi genel
uygulamadır. Tiamin eksikliği, aynı anda çiğ balıkta bulunan gibi bir tiaminaz
(tiamini parçalayan bir enzim) alınmasından da kaynaklanabilir. Ancak
tiaminazlar ısıtılarak (yani, pişirilerek) etkisiz hale getirilebilirler.
Köpeklerdeki başlıca tiamin eksikliği belirtileri, inapetans ve kas
zayıflığıdır. Yağın karaciğerden taşınmasında ve sinir hücrelerinin
uyarılmasında kolin önemli bir role sahiptir. Köpek, kolin üretmek için
metiyonin (bir amino asit) kullanabilir. Kolin eksikliği (yetersiz büyüme,
karaciğerde aşırı yağ birikmesi) normal mamayla beslenen köpeklerde
görülmez. Vitamin C (Askorbik Asit) İnsanların aksine köpekler glikozdan
C vitamini sentezleyebilirler ve bu nedenle bir besin kaynağına ihtiyaç
duymazlar. C vitamini üretimi temel olarak karaciğerde görülür. C vitamini,
birçok enzimin çalışmasında önemli bir role sahiptir. Dikkatli çalışmalar,
bulaşıcı hastalıkların hafifletilmesinde veya önlenmesinde veya büyük ırk
köpeklerde iskelete ilişkin büyümede C vitamininin yararlı bir etkisi hakkında kanıt
bulamamıştır. Ancak C vitamini takviyesi hareketli, çalışan köpeklerde (kızak
çeken köpekler) ve karaciğer hastalığı olan köpeklerde (hasar gören karaciğerde
azalan C vitamini oluşumu) yararlıdır. |
| |
BÖLÜM II KÖPEK BESLENME GEREKSİNİMLERİ DENGELİ BESİN
MAMA ÇEŞİTLERİ KÖPEK MAMASI SEÇİMİ KÖPEKLERİN BESLENMESİ İÇİN
KILAVUZ İLKELER BESLEME YÖNETİMİ
KÖPEKLERİN
BESLENMESİ
Köpek sahipleri çoğu zaman hayvanlarını ne ile
besleyecekleri konusunda endişelidirler. Mevcut markalar ve çeşitler içinden
seçim yapmak zaman zaman bunaltıcı görünebilir. Evcil hayvan mamaları agresif
şekilde pazarlanırlar, bu nedenle haklı ve haksız iddiaları ayırt etmek her
zaman kolay değildir. Küçük hayvan beslenme uzmanlarına çoğu zaman besin, besin
takviyesi, hastalık önleme ve mamalardaki katkı maddeleriyle ilgili sağlığı
tehdit eden risklerin yanı sıra daha tartışmalı diğer konular hakkında tavsiye
arayan köpek sahipleri başvurur. Ne yazık ki bu sorulara az sayıda cevap
bulunmaktadır; ancak, temel kavramların incelenmesi ve bazı örnek seçeneklerin
ortaya konmasıyla, evcil hayvan sahipleri genellikle köpeklerine ne yedirmeleri
konusunda bilgiye dayalı seçimler yapabilirler.
DENGELİ BESİN
Köpeğin yiyeceği mamanın miktarını belirleyen ana etken kalori olan
enerjidir. Bu nedenle, piyasada satılan köpek mamaları, köpeklerin enerji
gereksinimlerini karşılamak için gerekli mama miktarının aynı zamanda diğer tüm
besin maddelerinden de istenen miktarda içereceği şekilde formüle edilir. Doğru
enerji ve besin maddeleri dengesini sağlayan besin tam ve dengeli kabul edilir.
Besinsel gereksinimler yaşa, fiziki duruma (örn., hamilelik, emzirme), hareket
derecesine ve hastalık durumuna bağlı olduğu için besin maddeleri genellikle tam
ve dengeli “yetişkin bakımı için”, “yaşamın tüm
aşamaları için”, “büyüme için” ve benzerleri olarak
nitelendirilirler. Mamanın besinsel olarak dengeli olup olmadığını belirlemek
zor olabilir. Köpeklerin besin ihtiyaçları ve farklı besin maddeleri arasındaki
etkileşimler hakkındaki bilgimizde önemli ilerlemeye rağmen, hala bilinmeyenler
bulunmaktadır. Bu nedenle, mamanın uygunluğu bir beslenme deneyinde; yani
belirlenen süre boyunca mama tüketildiğinde söz konusu köpeklerin iyi durumda
olduğunun gösterilmesiyle tayin edilmediği sürece hiçbir köpek maması
değerlendirmesi tam sayılamaz. Besin, enerji içeriğine dayanarak tam ve dengeli
olduğunda, diğer besin maddeleri gereksinimlerini belirli seviyede mama alımıyla
zaten karşılamış olduğu için yalnızca köpeğin enerji gereksinimini sağlamak
gerekir. Besin gereksinimleri gibi enerji gereksinimi de yaş, fiziki durum ve
egzersiz seviyesinin bir işlevidir. Bir köpeğin enerji gereksiniminin ve besinin
enerji içeriğinin hesaplanması için kullanılan prosedürler aşağıda
açıklanmaktadır. Enerji en önemli unsur olmasına rağmen, köpeğin yiyeceği mama
miktarını etkileyen tek unsur değildir. Enerji yoğunluğu (bir besinin pound
başına düşen enerji miktarı) çok düşükse, mide boyutu gibi fiziksel kısıtlamalar
köpeğin besin ihtiyaçlarını karşılamaya yetecek kadar yemesini önler. Bu, obez
bir köpeği beslerken avantaj olabilir ancak emziren dişi köpek gibi yüksek
enerji gereksinimi olan bir köpek için zararlı olacaktır. Diğer taraftan, mama
ne kadar lezzetli olursa köpek yemeye o kadar istekli olacak ve muhtemelen
gereğinden fazla yiyecektir. Bu nedenle çok lezzetli mama, emziren dişi bir
köpek için avantaj olabilir, ancak açık bir biçimde obez bir köpek için uygun
olmayacaktır.
MAMA ÇEŞİTLERİ Köpek mamaları
kaynaklarına, içindekilere, nem içeriğine ve diğer etmenlere dayanarak çeşitli
kategorilerde sınıflandırılabilirler. Amerika’da bir çok evcil hayvan sahibi,
piyasadaki köpek mamaları tarafından sağlanan maliyet, uygunluk ve besin
dengesini tercih ederler. Yine de birçok hayvan sahibi, tıbbi zorunluluk
nedeniyle, aynı zamanda kişisel tatmin için veya özel inançlardan dolayı
hayvanları için ev yapımı mamalar hazırlarlar. PİYASADA SATILAN KÖPEK
MAMALARI Piyasadaki köpek mamaları marketten, evcil hayvan veya mama
mağazalarından veya bir veterinerden paketlenmiş şekilde alınanlardır. Özel
mağazalardaki mamalar çoğu zaman pahalı markalar olarak tanınırlar. Pahalı
markalara sahip köpek mamaları ucuz market markalarından daha maliyetli
olmalarına rağmen daha üstün beslenmeyi garanti etmezler. Genellikle, pahalı
markalar, artan maliyetlerinin bir kısmını oluşturan sindirimi son derece kolay
kaliteli maddeler kullanırlar. Ek maliyetler, “sabit formül” kullanılması
uygulamasından; yani pahalı üretici tarafından kullanılan formülün her miktarda
tamamen aynı kalmasından kaynaklanır. Bazı ucuz marka üreticileri, mamalarının
genel besin maddesi içeriğini değiştirmezken, hammadde piyasası tarafından
belirlenen maliyet değişiklikleri nedeniyle tarif içindeki benzer içeriklere ait
oranların yerlerini (yani, dövülmüş mısır yerine dövülmüş buğday)
değiştirebilirler. Bu uygulama, ucuz markaların genel maliyetlerimi pahalı
markalarınkinden daha düşük tutmalarını sağlar (fiyatlandırma yapılarındaki
olası mali dalgalanmayı dengelemelidir). Bazı köpekler, belirli miktarlar
arasındaki değişimlere aşırı duyarlıdırlar ve yeni bir miktarla beslendiklerinde
hafif mide bozukluğu gelişebilir. Söz konusu durumlarda, sabit formüllü markanın
seçilmesi tercih edilir. Ancak mamadaki ufak değişimler çoğu köpek için nispeten
önemsiz etkiye sahiptir. Kuru Mamalar Kuru tip köpek mamaları yaklaşık
olarak %10 nem içerir. Bu mamalar çeşitli tahıl tanecikleri veya unları, hayvan
veya kümes hayvanı eti, unlar ve yan ürünler, soya unu, hayvansal yağlar,
lifler, vitaminler, mineraller ve koruyucular kullanılarak hazırlanır. Tahıl
tanecikleri çoğu zaman kuru mamaların içindeki temel maddedir. Malzemenin yaş
karışımı, kalıp ağzı veya kalıp aracılığıyla buhar karşısında preslenir
(ekstrüzyon olarak adlandırılan işlem) ve ardından istenen nem miktarına
kurutulur. Buhar, nişastaları pişirir, sindirimi son derece kolay hale getirir
ve mamayı istenen kıvama arttırır veya “kabartır”. Kuruttuktan sonra, mamanın
dışına yağın yanı sıra diğer lezzet arttırıcılar püskürtülür. Böylece besinin
enerji içeriği kadar lezzeti de arttırılır. Bazı üreticiler, ekstrüzyon
öncesinde tüm yağın malzemeye katılmasını seçerler; ancak, muhtemelen besinin
genel sindirilebilirliği veya kalitesi açısından ufak fark yaratacaktır.
Ortalama kuru köpek maması, mama kabı başına yaklaşık 350 kcal içerir.
Köpeklere kuru mama verilmesinin çeşitli avantajları vardır. İlk olarak,
kuru mamalar yarı yaş veya konserve mamalardan oldukça daha az maliyetlidirler.
Beslenme seçimi özgür bırakıldığında, beslemek için daha kullanışlıdırlar ve
konserve mamalar kadar çabuk bozulmazlar. Kuru tip mamalar aynı zamanda dişle
ilgili sorunlara da daha az neden olacaklardır. Bazı kuru mamaların bir
dezavantajı, daha düşük enerji içeriğidir. Yavru köpekler ve emziren dişi
köpekler gibi yüksek enerji gereksinimleri olan köpekler, enerji ihtiyaçlarını
karşılamak için yeterli kuru mama yemede güçlük yaşayabilirler. Yüksek enerjili
(yani, yüksek yağlı) kuru mama seçimi bu dezavantajı giderebilir. Başka bir
dezavantaj, bazı köpeklerin tek bir öğünde çiğnemeden fazla miktarda mama
yutabilmelerinde yatar – büyük ırk köpeklerde hayati tehdit edici abdominal
distansiyona (mide torsiyonu) yol açabilen bir beslenme şekli. Son olarak, bazı
köpekler (özellikle küçük veya toy cinsler) kuru mamaları, konserve veya yarı
yaş mamalardan daha az lezzetli veya yemesi daha güç bulabilirler. Yarı Yaş
Mamalar Yarı yaş mamalar yaklaşık olarak %25-30 nem içerirler. Görsel
çekiciliklerini arttırmak için çoğu zaman kıyma gibi insan besinlerine benzetmek
üzere şekillendirilirler. Sulanmayı engellemek ve bozulmayı önlemek için, yüksek
ölçüde sakaroz (sofra şekeri), sorbat (bir sorbik asit tuzu) ve propilen glikol
kullanılır. Tahıl taneciklerindeki eksilme dışında içindeki maddeler kuru
mamalarla aynıdır. Bu nedenle, yarı yaş besinlerin sindirim kolaylığı kuru tip
mamalara göre daha yüksektir. Ortalama enerji içeriği, 200 g’lık paket başına
275 kcal’dir. Yeni “yumuşak-kuru” ürünlerde, yarı yaş besinlere göre daha az
taze et bulunmaktadır ve bozulmayı önlemek için küflenme önleyiciler ve asitler
içerebilir. Yarı yaş mamaların avantajları artan sindirim kolaylığı, artan
lezzet ve beslenme kolaylığını içerir. Yarı yaş besinler, kuru mamalardan daha
maliyetlidir; bununla birlikte yüksek şeker içeriği diş hastalıklarına neden
olabilir. Konserve Mamalar Konserve mamalar, oldukça yüksek nem içeriğine
sahiptirler (Amerika’da ortalama nem içeriği %74-78’dir). Konserve mamaların
bileşimi, başlıca ete dayanan veya gurme tarzı besinlerden yüksek tahıl
tanecikli ürünlere kadar geniş kapsamda değişir. Benzer şekilde, konserve
mamaların sindirim kolaylığı yüksekten ortalamaya doğru değişir. Bir besinin
gerçek et içeriğine ilişkin bilgi etiket üzerinde bulunabilir. Et kaynaklarına
(örn., sığır eti) göre adlandırılan mamalar, etiketli et proteininin en az
%70’ini içermelidirler. Et tozu, gerçek et içermeyip yalnızca fark edilebilir et
tozuna sahip olabilirken, et yemeği veya tabağı olarak adlandırılan mamalar
etiketli et kaynağının minimum %10’unu içermelidirler. Akşam yemekleri ve
çeşnili konserve mamalar, et parçalarına benzetmek için dokulu bitkisel
proteinler kullanırlar, hayvan sahiplerine görsel çekicilik sağlarlar. Bu biraz
aldatıcı gelebilir; ancak, dokulu sebze proteinleri besleyicidir ve besinin
kıvamını arttırır. Tam ve dengeli olarak etiketlenen konserve mamalar tek başına
ve ek takviye gerektirmeden verilmek üzere tasarlanırlar. Konserve mamalar,
beslenmek için en pahalı köpek mamalarıdır. Ancak yüksek su, et ve yağ içeriği
nedeniyle en lezzetli olanlardır. Ortalama konserve mamanın enerji içeriği, 425
g’lık konserve kutusu başına yaklaşık 500 kcal’dir. Konserve mamalar çoğu zaman
toy cinslerde tek besin olarak ve yavru köpekler için sütten kesme maması olarak
kullanılmalarının yanı sıra kuru tip mamaların tadını arttırmak için de
kullanılırlar. ÖDÜL TABLETLERİ VE BİSKÜVİLER Piyasadaki ödül
tabletlerinin ve bisküvilerin popülerliği yıllar boyunca artmıştır. Ödül
tabletler verilmesi insan-hayvan bağını geliştirir, eğitim sırasında olumlu bir
karşılık sağlar ve besine kalori katar. Ödül tabletleri içerdikleri malzemeye,
besinlerine ve yapılarına göre geniş ölçüde değişir. Genellikle tuz, yağ ve bazı
şekerler açısından “tam” köpek mamalarından daha yükseklerdir. Tek başına
beslenme kaynağı olmaları amaçlanmadığından, herhangi bir standart besin
gereksinimini karşılamaları gerekmez ve tam ve dengeli olabilirler veya
olmayabilirler. Bu mamalar yalnızca az miktarlarda verildiklerinde çok fazla
sorun yaratmazlar. Ancak, aşırı miktarda (bir köpeğin günlük alımının %10’undan
daha fazla) ödül tableti alınması, mamanın besin kalitesini olumsuz yönde
etkileyebilir. Ödül tabletleri ve bisküviler, obez köpekler için veya tedavi
edici beslenme gören köpeklerde önerilmez. EV YAPIMI MAMALAR Ev yapımı
mamalar daha çok tıbbi nedenlerden dolayı veya tedavi edici beslenmenin olduğu
ancak köpeğim yemeyi reddettiği durumda verilir. Diğer durumlarda, evcil hayvan
sahipleri sadece kendi hayvanları için yemek hazırlamaktan keyif aldıkları için
veya belirli kişisel inançlar veya kaygılar nedeniyle ev yapımı mamalar
hazırlamayı seçebilirler. Tam ve dengeli ev yapımı bir mama hazırlamak mümkündür
ancak fazlaca zaman, çaba ve para gerektirir. Ev yapımı mamalar, uygun
şekilde tamamlandıklarında piyasada satılan ürünlerden nadiren daha
pahalıdırlar. Ancak oldukça lezzetli olmaya yatkındırlar. Tipik bir ev yapımı
mama, esansiyel yağ asitleri, vitaminler ve minerallerle takviye edilen kaliteli
protein ve karbonhidrat kaynakları içerir (Sahipler, uygun takviyeyle ilgili bir
veterinere danışmalıdırlar). Ev yapımı mamaların hazırlıkları ile ilgili zaman
ve masrafın dışında başlıca dezavantajı, besinsel uygunluğuyla ilgili
belirsizliktir. Zorunlu ev yapımı mamalar, besin analizlerine veya beslenme
deneylerine tabi tutulmamışlardır ve bu nedenle dikkatli şekilde
kullanılmalıdırlar. Bununla birlikte, çoğu köpeğin uygun şekilde hazırlanan ev
yapımı mamalarla oldukça iyi durumda oldukları görülmektedir. Vejetaryen
Mamalar Vejetaryen yaşam tarzı sürdüren hayvan sahiplerinin sayısının
artması nedeniyle, köpeklerin vejetaryen şekilde beslenmesini sağlamak
yaygınlaşmıştır. Kedilerin aksine köpekler, yeterli miktarlarda protein, amino
asit ve B12 vitamini sağlandığı sürece vejetaryen beslenme tarzıyla oldukça iyi
durumda olabilirler. Ticari markalar bulunmaktadır ve köpekler için belirlenen
standart beslenme ilkelerini karşılamak zorunda oldukları için genellikle ev
yapımı mamaların üzerine tavsiye edilirler. Ancak, hayvan sahipleri gerekli
takviyeleri atlamadıkları sürece veya diğerlerine aşırı istekli olmadıkları
sürece emekle dengeli ev yapımı bir mama hazırlayabilirler. KÖPEK MAMASI
SEÇİMİ Uygun köpek mamasının seçilmesi bazı hayvan sahiplerinde fazla endişe
yaratabilir. Birçok hayvan sahibi, farklı mamaların kalitesinin nasıl
belirleneceği veya hayvan maması etiketlerinin üzerinde verilen besin
bilgilerinin nasıl kullanılacağı hakkında bilgisizdir. Büyük ve küçük hayvan
maması üreticileri, Amerikan Gıda Kontrol Memurları Birliği (American
Association of Feed Control Officials - AAFCO) tarafından ortaya konan beslenme
ve etiketleme ilkelerine bağlı kalmalıdır. Onaylanan yönetmelikleri uygulamak
ayrı eyalet idarelerinin sorumluluğundadır. Bu yönetmelikler bir beslenme ve
etiketleme standardı sağlar, böylece tüketiciler ürünün ve etiket haklarının
değerlendirilmesine yönelik birtakım olanaklara sahip olurlar. KALİTE
(BESİNSEL UYGUNLUK) Köpek mamasının değerlendirilmesindeki ilk adım etiketin
okunması ve anlaşılmasıdır. Tüm evcil hayvan maması etiketleri ürün adı,
ağırlık, üretici, garantili analiz, malzeme listesi, besinsel amaç ve uygunluk
bildirisi ve bu son hak talebinin yapıldığı temeli içermelidir. Ürünün köpekler
için olduğu saptandıktan sonra, hayvan sahibi ürünün tam ve dengeli olup
olmadığını ve mamanın yaşamın hangi aşaması için tasarlandığını tayin etmelidir.
Bu, besinsel uygunluk ve amaç bildirisinde bulunabilir ve “Büyüme ve yetişkin
köpeklerin bakımı için tam ve dengeli besleyici” şeklinde yazılı olabilir. Bu
şekilde etiketlendirilen bir mama ile hamile veya emziren dişi köpeklere
yöndelik değil büyüme dönemindeki yavru köpeklere ve yetişkin köpeklere yönelik
tek başına beslenme sağlamak amaçlanmıştır. Ardından üreticinin bu besinsel
hakkı nasıl belirlediği değerlendirilmelidir. “AAFCO beslenme protokolleri”ne
dayanan haklar, yalnızca besinin “AAFCO besin profili tavsiyelerini
karşıladığını” bildiren besin analizlerine dayananlara göre üstün kabul
edilirler. Beslenme deneyleri daha çok bir besinin kalitesini düşüren besinsel
dengesizlikleri veya etkileşimleri saptamak içindir. Hayvan için doğru
ürünün seçilmiş olduğu belirlendikten ve besinsel açıdan tam ve dengeli olduğu
anlaşıldıktan sonra, içindeki malzeme listesinin incelenmesi besinin kalitesinin
belirlenmesine yardımcı olacaktır. Bir ürün içindeki malzemeler, “olduğu
gibi” temeline göre ağırlık sırasıyla listelenmelidir. Taze etlerin (yaklaşık
%60 su) malzeme listesinin en üstüne eklenmesinin aslında listede daha düşük
olan bir et yemeğinden (yaklaşık %10 su) daha az besleyicilik sağlayabileceğini
unutmamak gerekir. Bunun nedeni daha yüksek su içerikleri nedeniyle taze
ürünlerin öğünlük ürünlerden daha ağır olmalarıdır. Genel olarak konuşmak
gerekirse et, balık ve kümes hayvanı etleri kaliteli malzemelerdir ve çoğu zaman
köpek mamasında listelenen ilk malzemelerdir. Et veya kümes hayvanı kemik tozu
veya yan ürünler daha az kalitelidirler ve tipik olarak malzeme listesinde daha
düşüktürler. Tahıl tanecikleri ve soya unu hem enerji hem de protein sağlar ve
çoğu mamada üst sıradaki malzemeler arasında yer alır. Tahıl veya bitki
mahsulleri ve kabukları daha düşük besin değerine sahiptirler ancak lif
içeriğini arttırmak için katılabilirler. Vitaminler, mineraller ve koruyucu
maddeler az miktarlarda gerektikleri için en son eklenirler. Mamalar besleyici
içeriklerine yönelik kıyaslanırken, yaklaşık analiz yararlı bir ölçüdür.
Yaklaşık analiz maksimum nem, maksimum lif, minimum ham protein ve minimum
ham yağı içerir. Karbonhidrat ayrımı nitrojensiz ekstrakt (NFE) olarak
listelenebilir veya listelenen tüm yüzdeleri 100’den çıkartarak (kalan,
ağırlıklı karbonhidrattır) belirlenebilir. Nem içerikleri aynı olduğu takdirde
etiketler arasında doğrudan karşılaştırma yapılabilir. Aynı değillerse,
öncelikle bu değerler karşılaştırma için kuru maddeye dönüştürülmelidirler.
Besin içindeki kuru madde basit olarak mevcut besin maddelerinin yüzdesi eksi
sudur. Kalori (enerji) temeline göre de mama karşılaştırması yapılabilir.
Yağ bakımından daha yüksek olan mamalar genellikle enerji bakımından daha
yüksektirler. Köpekler bu nedenle yüksek enerjili bir mamanın çok azını
yiyecekleri için düşük enerjili mamalara nazaran arttırılmış protein, vitamin ve
mineral miktarları içermelidirler. Mamanın kalori içeriği veya metabolik
enerjisi (ME) üreticinin takdirinde etiket üzerine eklenebilir veya yaklaşık
analizle tahminen hesaplanabilir. MAMANIN DEPOLANMASI Köpek mamasının
uygun şekilde depolanması ve kullanılması, üründen maksimum miktarda
besleyicilik elde edilmesini sağlamaya yardımcı olacaktır. Piyasadaki mamalar,
son kullanma tarihlerinden önce zamanında satın alınmalı ve kullanılmalıdır.
Açılan kuru mamalar serin, kuru bir yerde saklandıklarından genellikle 6 ay
boyunca bozulmadan kalırlar. Aşırı ısı ve nem, vitaminleri ve mineralleri yok
eder ve küf oluşmasına neden olur. Konserve mamaların kullanılmayan kısımları
anında soğutulmalıdır. Ev yapımı mamalar fazla miktarlarda hazırlanabilir ve
daha sonra kullanmak üzere dondurulabilir. Çoğu mama, anında donduruldukları
takdirde 2 veya 3 ay saklanabilirler. Pişirmenin ardından her zaman vitamin
takviyeleri eklenmelidir. Soğutulan mamaların oda sıcaklığına veya biraz üstüne
ısıtılmaları, mama kabulünü arttırır, ancak aşırı ısıdan kaçınılmalıdır. Isıtma
için mikrodalga kullanıldığında, her zaman mamayı iyice karıştırın ve sıcak olup
olmadığını kontrol edin. KÖPEKLERİN BESLENMESİ İÇİN KILAVUZ İLKELER
Köpeklerin besinsel ihtiyaçları yaş (yavru, yetişkin, yaşlı), fiziki durum
(hamilelik, emzirme), hareketlilik derecesi, hastalık ve ortam ısısı veya stres
gibi dış etmenler ile etkilenir. Bakım altındaki yetişkin bir köpeğin enerji
gereksinimleri çoğu zaman standart olarak kullanılır ve yaşamın diğer aşamaları
için olan gereksinimler bakım gereksinimlerinin çok yönlüsü olarak ifade
edilirler. Bakım ve hayatın diğer aşamaları arasındaki enerji, protein ve bazı
mineral (kalsiyum, fosfor) gereksinimlerinde farklılıklar köpeklerde nispeten
daha iyi şekilde belirlenmiştir. Diğer mineral ve vitamin gereksinimlerini
muhtemelen yaş, fiziki durum, çalışma dereceleri ve hastalığın da etkilemesine
rağmen, doğru tavsiyelerde bulunmak için çok az bilgi bulunmaktadır.
YETİŞKİN BAKIMI GEREKSİNİMLERİ Bakım enerji gereksinimi (MER) veya
termonötral ortamda (ideal ortam ısısı) orta derecede hareketli bir köpeğin
ihtiyaç duyduğu enerji miktarı. Enerji gereksinimleriyle ilgili olarak ayrı
köpekler arasında oldukça fazla değişkenlik olduğunu unutmamak gerekir (MER’in
%25 üstüne veya altına kadar). Bu nedenle sağlanan mamanın gerçek miktarı vücut
durumuna göre ayarlanmalıdır. Yavru köpekler veya emziren dişi köpekler için
formüle edilen mamalar yetişkin, hamile olmayan, emzirmeyen köpeklerin tüm besin
ihtiyaçlarını karşılayacaktır, ancak daha yüksek enerji yoğunlulukları son
kategorideki hayvanlarda aşırı enerji alımına ve obeziteye neden olabilir. Söz
konusu mamalar aynı zamanda daha pahalıdırlar. Açık alandaki köpekler, ortam
ısısı düşük (7 C’nin altında) veya yüksek (29 C’nin üstünde) olduğunda vücut
ısılarını korumak için ek enerjiye (ve böylece mamaya) ihtiyaç duyarlar.
Yetişkin bir köpekte beslenme rejiminin yeterliliğini değerlendirmek için en
iyi kriter tüy ve deri durumu ve ideal vücut ağırlığının korunmasıdır. Standart
bakım mamaları ile beslendiğinde ideal vücut ağırlığı aşıldığı takdirde
alternatif olarak besinsel açıdan tam düşük enerjili mama (“Hafif mama”) dikkate
alınmalıdır. Üretilen dışkı miktarıyla ilgili sorun olduğunda (kapalı alandaki
köpekler), pahalı mamalar veya yavru köpek mamaları gibi sindirim kolaylığı daha
yüksek olan mamalar önerilir. Birçok yetişkin köpek, günde bir öğün yiyerek
besinsel ihtiyaçlarını karşılayabilirler. Daha hareketli köpeklerde veya şişmeye
yatkın olan büyük ırk köpeklerde günde iki veya üç öğün daha uygundur.
HAMİLELİK VE EMZİRME Yavru köpekler için hayata mümkün olan en iyi
başlangıcı sağlamak, hamile ve emziren dişi köpeklerin uygun şekilde
beslenmeleriyle başlar. Hamileliğin son üç haftasında yavru köpeklerin fetal
büyümesinin üçte ikisi gerçekleşir. Bu nedenle, hamileliğin yalnızca beşinci
haftasından sonra enerji ve besin gereksinimleri bakımdan daha fazla artar.
Genellikle yavru köpeklerin doğacağı zamana göre %150-160 MER sağlamak için
hamileliğin 5. veya 6. haftasından başlayarak dişi köpeğin enerji alımının
haftada %10-15 arttırılması önerilir. Hamileliğin ilk altı haftasında bakım
maması tüm besin gereksinimlerini karşılayabileceği halde, sindirim sisteminin
değişime adapte olması için yeterli süreye sahip olması amacıyla yüksek enerjili
mamayı erken vermek iyidir. Hamileliğin sonları ve emzirme için önerilen
mamaların sindirimi daha kolaydır ve daha yüksek protein ve enerji (yani, daha
fazla yağ ve daha az lif) içerirler. Dişi köpekler, hamileliğin başlarında günde
bir veya iki kez beslenmelidirler, hamileliğin sonlarında günde üç ve dört
defaya çıkartılmalıdır. Hamile dişi köpekler, yavrularının gelişimini
desteklemek amacıyla uygun bileşimde yeterli süt üretmek için fazla miktarda
besin tüketmelidirler. Yoğun emzirme döneminde (yavruladıktan [doğumdan] sonraki
3 -6 hafta), yavruların büyüklüğüne göre enerji gereksinimleri iki ile dört kat
MER kadar yüksek olabilir. Pratik olarak, dişi köpeklerin, emzirme ve büyümeye
yönelik formüle edilen mamalardan istedikleri kadar yemelerine izin verilmesi
anlamına gelmektedir. Yeterli mama alımına izin vermek için, beslenme en az dört
öğüne ayrılmalıdır. Konserve mama ve kuru mamaların karıştırılması da mama
alımını geliştirebilir. Süt üretimi, kalsiyum gerektirir. Küçük ırklarda,
yavrulamadan hemen sonra kan kalsiyumunun azalmasına bağlı nöbetler (eklampsi
veya puerperal tetani) sıra dışı değildir. Ancak, hamilelik sırasında tam ve
dengeli bir mamaya kalsiyum eklenmesi eklampsiyi önlemeyecektir; bu nedenle,
hamilelik sırasında düzenli olarak kalsiyum takviyeleri önerilmez. Hamilelikte
veya emzirme döneminde dişi köpeklere karbonhidratsız mama verildiği takdirde,
gelişen yavru köpeklerin ihtiyaçlarını karşılamak için besinsel proteinin
yeterli glikoz (kan şekeri) ve laktoz (süt şekeri) üretimini sağlamaya yetecek
kadar yüksek olması gerekir. YAVRU KÖPEKLER VE BÜYÜYEN KÖPEKLER Yavru
köpeklerin hayatlarının ilk birkaç haftası için dişi köpeklerin sütü tek besin
kaynağıdır. İlk 1 veya 2 gün içinde süt, bulaşıcı hastalıklara karşı koruma
sağlayan antikorlar içerir. Yavru köpekler doğumdan sonraki 3 ila 4 hafta gibi
kısa bir süre içinde az ama giderek artan miktarlarda katı mama almaya teşvik
edilmelidirler (dişi köpeğe verilen mamanın aynısı kullanılabilir). Başlangıçta,
sıvı bir bulamaç oluşturmak için su katılır ve ardından kıvamı arttırmak için su
azaltılır. 6 ila 8 haftalık yavru köpekler sindirim kolaylığı yüksek, yoğun
enerji ve besin maddesi içeren mamalarla sütten tamamen kesilebilirler. Yeni bir
yavru alındığında, hızlı besin değişikliklerinden kaçınılması önemlidir; bunun
yerine, eski mama aşamalı olarak yenisiyle değiştirilmelidir. Sütten kesme
dönemi ve köpeklerin yetişkin vücut ağırlıklarının %50’sine ulaştıkları zaman
(birçok ırk için yaklaşık 3 ila 5 haftalık) arasında enerji (MER’in iki veya
dört katı) ve besin gereksinimleri azamidir. Enerji gereksinimleri daha sonra
yetişkin vücut ağırlığının %80’inine ulaşılana kadar yaklaşık 1.6 kat MER
azalır. En sonunda, büyüyen köpekler yetişkin vücut ağırlığına ulaşana kadar
yaklaşık 1.2 kat MER önerilir. Yetişkin vücut ağırlığı, ebeveynlerin
ağırlığı veya ırk standartları karşılaştırılarak belirlenebilir. Günlük enerji
alımı, yetişkinliğe kadar günlük bir veya iki öğüne azaltılan sıklıkla, sütten
kesmeden hemen sonra günlük dört öğüne bölünmelidir. Büyüme sırasında aşırı
enerji ve besin alımı obeziteye neden olur ve büyük ırklarda iskelet gelişimine
zarar verebilir. Bu nedenle yavru köpekler için beslenme özgürlüğü önerilmez;
aksine, mama miktarları dengeli büyüme hızını ve doğru vücut durumunu korumak
üzere ayarlanmalıdır. Büyümeye yönelik formüle edilen mamalar, yetişkin
köpeklerin tüm gereksinimlerini karşılayacaktır. Köpekte obeziteye yatkınlık
olduğunda veya besleme masraflarını azaltmak için bakım mamasında değişiklik
düşünülmelidir. Büyümeye yönelik tam ve dengeli mamalar, mineraller ve
vitaminlerle takviye edilmemelidir. ÇALIŞAN KÖPEKLER Çalışan köpekler,
gösteri ve korumadan, dondurucu koşullarda kızak çekmeye kadar birçok farklı
göreve seçilirler. Bu nedenle enerji gereksinimleri 1.1 ila 4 kat MER arasında
geniş ölçüde değişir. Bekçi veya gösteri köpeklerinin dayandığı ruhsal
gerilimin, enerji gereksinimlerini %40 kadar arttırdığı rapor edilmiştir. Gergin
köpeklerde yaygın olan iştahın bastırılmasını sağlamanın yanı sıra çalışan
köpeklerin böylesine fazla enerji miktarını yemelerine izin vermek için son
derece lezzetli, sindirim kolaylığı yüksek, yüksek enerjili (yüksek yağ,
azaltılmış karbonhidrat, düşük lif), yüksek proteinli dengeli mamalar ürünler
önerilir. Çok çalışan köpeklerin vitamin ve mineral gereksinimleri hakkında çok
az bilgi bulunmaktadır. Demir, C vitamini ve E vitamini takviyesi önerilir,
ancak söz konusu uygulamaya ilişkin yararlar kanıtlanmamıştır. Hipoglisemi
(anormal derecede düşük kan glikozu seviyesi) halsizliğe, bayılmaya ve nöbetlere
yol açabilir. Bu kimi zaman sezon başlangıcında avcı köpeklerde gözlemlenir
(“avcı köpek hipoglisemisi) ve temel olarak zayıf kondisyon ve zayıf beslenmenin
sonucudur. Avcı köpekler, kondisyondan önceki 1 ila 3 hafta boyunca gerilim/
çalışma mamalarıyla beslenmelidirler ve avdan önce en az 3 hafta süresince forma
sokulmalıdırlar. YAŞLI KÖPEKLER Köpeklerin yaşam süreleri büyük ölçüde
ırkın işlevidir. Küçük ve orta büyüklükteki köpeklerin ortalama ömürleri büyük
ırklardan daha uzundur. Yaşlı köpeklerin besinsel ihtiyaçları hakkında çok fazla
bilgi yoktur. Öneriler daha çok insanlar üzerindeki çalışmalara dayanır. Yaşlı
köpeklerin, yaşlı insanlar gibi fazla kilolu hale geldikleri ve böbrek ve kalp
işlevlerinin azaldığı varsayılır. Bu nedenlerle, yaşlı köpekler için formüle
edilen mamalar genellikle daha az kalori (daha az yağ, daha fazla lif), kısmen
sınırlandırılmış ölçüde yüksek kaliteli protein, kısmen sınırlandırılmış fosfor
ve sodyum konsantrasyonları ve artan miktarda B vitamini içerir. Ancak yaşam
süresini uzatmaya ve yaşlanmaya bağlı organ hasarını azaltmaya yönelik söz
konusu besin değişikliklerinin yararları son derece tartışmalıdır. Bu
değişikliklerin geçerliliğini doğrulamaya veya aksini ispatlamaya yönelik
bilimsel çalışmalar bulunmamaktadır. Genel kural olarak, mamanın düşük enerji
yoğunluğu nedeniyle söz konusu besinler zayıf olan yaşlı köpekler için
önerilmez BESLEME YÖNETİMİ AŞIRI BESLEME Hayvan sahibi, düşük enerji
ihtiyaçları olan bir köpeği çok fazla mama ile beslediğinde veya yüksek enerjili
mama ile beslediğinde aşırı besleme meydana gelir. Bu nedenle aşırı besleme
obezitenin ortak bir nedenidir. İŞTAHSIZ KÖPEKLER Nadir de olsa, bazı
köpekler özellikle eski besinden daha az lezzetliyse yeni bir besini yemeyi
reddedebilirler. Bu sorun, yeni besini yavaş yavaş artan şekilde vererek
önlenebilir. Hasta ve zayıf düşen hayvanlar çoğu zaman iştahlarını kaybederler
ve yemeyi reddederler. Şefkat ve sevgi göstererek, elle besleyerek ve sunulan
besinin lezzetini arttırarak yemeye teşvik edilebilirler. Besinin protein
ve/veya yağ içeriği arttırılarak, mama ısıtılarak ve bulamaç haline getirmek
amacıyla doğrudan su ekleyerek veya konserve besin gibi nem oranı yüksek bir
ürün satın alarak su içeriği arttırılarak lezzet arttırılabilir. Köpek birkaç
günden daha uzun süre yemeyi reddederse, veteriner zorla yedirmeyi önerebilir.
Zorla yedirmenin ne zaman ve nasıl olacağı veterinerin takdirine bırakılmalıdır.
Genellikle, mama hamur haline getirilir ve şırınga ile köpeğin ağzına verilir.
BESİNLERİN DEĞİŞTİRİLMESİ Köpeğin besinindeki herhangi bir değişiklik,
aşamalı olarak 4 ila 7 günlük bir periyot süresince yapılmalıdır. Yeni bir
besinin ani şekilde verilmesi karın rahatsızlığına, kusmaya veya ishale neden
olabilir. Eski besinin 1.gün 1/4`ini; ikinci gün 1/2`ini; 3.gün 3/4`ünü yeni
besinle değiştirerek ve ardından 4.günden itibaren yalnızca yeni besin verilerek
yeni bir besine başlanabilir. Köpek özellikle mamalara karşı duyarlıysa veya
yeni besin eskisinden oldukça farklıysa (yani düşük yağlı bir besin, yüksek
yağlı bir besinle değiştirilmişse), bu değişiklikler daha kademeli olmalıdır. Bu
yöntem, bağırsak enzimlerinin ve mikroorganizmalarının yeni besine adaptasyonu
için süre tanır. Hızlı besin değişiminden bir gün önce köpeklerin aç bırakılması
uygulaması bağırsağın yeni besine adapte olmasına yardımcı olmaz. HASTALIK
YÖNETİMİ Bazı hastalık durumları (örn., belirli böbrek, karaciğer ve
bağırsak bozuklukları), bozulmuş metabolizmayı veya metabolik artık ürünlerini
azaltmak veya düzeltmek için tasarlanan özel besinlerin kullanılmasıyla
yönetilebilir. Bu özel veya tedavi edici besinler veteriner yönetiminde
kullanılmalıdır ve ayrı olarak bir köpeğin ihtiyaçlarına uygun hale
getirilmelidir. (Hastalığın besinsel yönetimi, özel vücut sistemleriyle ilgili
ayrı bölümlerde tartışılmıştır). TAKVİYELER Piyasadaki tam ve dengeli
köpek mamalarıyla beslenen köpekler için ek hiçbir vitamin veya mineral
takviyesi gerekmez. Takviyeler aşırı miktarda verildiklerinde, diğer besinlerin
emilimini ve kullanılırlığını engelleyebilir ve zehir üretebilirler. Belirli
tıbbi rahatsızlıkları olan ve muhtemelen kızak köpekleri gibi çok çalışan
köpekler istisnalardır. Ev yapımı besinlerle beslenen köpekler, besine eklenmiş
dengeli takviye almalı veya takviyeler köpeklere doğrudan verilmelidir. Bu tip
takviyeler, besin tarifine uygun hale getirilmelidir. Ticari mamalar, ölçülü
şekilde takviye edildikleri takdirde besin kalitesini korumak için yeterli
miktarda vitamin ve mineral içerirler. Ancak, ticari mamaların ödül tabletleri
veya sofra yemekleriyle takviyesi, günlük alımın %10’ununu geçmemelidir. Bu
pratik kural aynı zamanda taze organ ve kas eti gibi diğer besinsel bileşenlerle
takviye için de uygulanır. Hem besinsel hem de sağlıkla ilgili nedenlerden
dolayı taze etin pişirilmeden verilmesi önerilmez. Tipik ticari mamalar,
köpeklerin günlük protein gereksinimlerinden fazlasını karşılar. Eklenen
besinsel protein artan kas gelişimine katkıda bulunmaz ancak vücut tarafından
pahalı bir enerji kaynağı olarak kullanılır veya yağ olarak depolanır. Ayrıca,
çiğ et kimi zaman pişirilerek kolayca yok edilen parazitler ve zararlı
bakteriler içerir. İyi niyetli hayvan sahipleri tarafından başka birçok
takviye verilir. Sarımsak, maydanoz, arı poleni ve bira mayası gibi mamalar ve
baharatlar nadiren zarar verir, ancak bir köpeğin besinsel durumunu geliştirme
etkileri de azdır. Bazı takviyeler çoğu zaman insan besinindeki tercihlerin yan
ürünleridir. KORUYUCULAR VE MAMA EKLENTİLERİ Birçok hayvan sahibi,
köpeklerinin besinlerindeki koruyucular ve diğer mama katkı maddeleriyle ilgili
endişe duymaktadırlar. Bugüne kadar bu endişelerin çoğu asılsız çıkmıştır.
Bununla birlikte, bazı üreticiler halk baskısına dayanamamışlardır ve “doğal”
koruyucular içeren ve katkı maddesi bulunmayan mamalar pazarlamaktadırlar.
Koruyucular, oksijene maruz kaldıklarında vitaminlerin ve yağların yok olmasını
önlemek için, başlıca kuru ve yarı yaş mamalara eklenirler (yani antioksidan
işlevi görürler). Koruyucular olmadan, depolama sırasında bir mamanın besin
kalitesi önemli ölçüde riske atılabilir. En yaygın kimyasal koruyucular;
butylated hydroxytoluene (BHT) ve ethoxyquin’dir. Aynı zamanda C ve E vitamini
ile beta karoten de antioksidan işlevlere sahiptir ve “doğal” koruyucular olarak
adlandırılırlar. Koruyucuların yararları ve dezavantajları, hem insan hem de
evcil hayvan besinleri hakkında ateşli tartışmalara yol açmaya devam etmektedir.
İyi denetlenmiş çalışmalar, kimyasal koruyucuların zararlı herhangi bir etkisini
göstermese de, endişeli hayvan sahipleri bugün koruyucu içermeyen konserve
mamalarla besleme seçeneğine sahiptirler. Mama katkı maddeleri; boya, renk
sabitleyici, nem tutma yeteneğini arttırıcı madde (nemlendirme maddesi), reçine
ve jelatin içerirler. Amaçları, bir besinin estetik kalitesini çoğaltmak veya
koruyucu işlevi görmektir (nem tutma yeteneğini arttırıcı maddeler bulunması
durumunda). Söz konusu maddelere karşı bazı hayvanlar besin intoleransı
gösteriyor olabilseler de genellikle güvenli olarak kabul edilirler. BÖLÜM
III BESİNSEL HASTALIKLAR • OBEZİTE • DİYARE • DENTAL HASTALIKLAR
• DERİ HASTALIKLARI (DERMATOZ) • İSKELETLE İLGİLİ HASTALIKLAR •
VİTAMİN ZEHİRLENMELERİ VE EKSİKLİKLERİ • BESİNSEL HASTALIKLAR BESİNSEL
HASTALIKLAR Beslenmenin köpeklerin sağlığı ve hastalıkları üzerindeki etkisi
ile ilgili anlayışımız son on yıl içerisinde oldukça değişti. Beslenme ile
ilgili eksikliklerden kaynaklanan hastalıklar artık düzgün şekilde tam ve
dengeli piyasada satılan evcil hayvan mamaları ile beslenen köpeklerde
görülmüyor. Ancak, beslenmeye bağlı hastalıklar ise halen mevcuttur, çünkü
beslenmeye bağlı aşırılıklar ve dengesizlikler, eksiklikler kadar zarar verici
olabilmektedir. Bu bölümde dengesiz rejimlerden, eksik ev yapımı mamalardan ve
uygunsuz beslenme yöntemlerinden kaynaklanan hastalıklar anlatılacaktır. Aynı
zamanda beslenme ile ilgili ancak sadece beslenme yüzünden meydana gelmeyen daha
sık bozukluklar da işlenecektir. OBEZİTE Son bilgiler göstermektedir ki
Amerika Birleşik Devletleri’ndeki evcil köpeklerin %25 ila 44’ü aşırı kiloludur,
bu da obeziteyi köpeklerdeki en önemli beslenmeye ilişkin hastalık haline
getirmektedir. Bir köpek, yaşı, cinsiyeti ve cinsine göre ideal olan kilosunun
%20’sini aştığında obez olarak adlandırılmaktadır. Her ne kadar obezite
kendiliğinden köpeğin ömrünü kısaltan bir unsur olmasa da yaşam kalitesini bozan
belirli hastalıkların meydana gelmesindeki riski arttırmaktadır. Obezitenin;
diyabet mellitus, enfeksiyon, kanser ve deri hastalıkları riskini arttırdığı
gözlenmiştir. Aynı zamanda hipertansiyon (yüksek kan basıncı) ve ortopedik,
nörolojik, kardiyak ve üreme bozukluklarının görülme olasılığını da
yükseltmektedir. Bundan dolayı, bir köpeğin ideal ağırlığı genel sağlığı ve
durumu üzerinde etkilidir. OBEZİTENİN NEDENLERİ Basit şekilde
anlatıldığı üzere obezite, aşırı enerji alımı (çok fazla kalori) veya azalan
enerji sarfiyatı (çok az egzersiz) veya her ikisinin kombinasyonundan
kaynaklanabilmektedir. Enerji fazlalığı vücutta yağ olarak depolanmaktadır.
Obezite bazen bu köpekler arasında gözlemlenen azalan fiziksel aktiviteden
dolayı kısırlaştırılmış, dişi ve yaşlı köpeklerde görülebilmektedir. Obezitenin
yüksek görülme sıklığına neden olan diğer beslenme ile ilgili faktörler
içerisinde kalorilerin fazlaca tüketilmesini sağlayan oldukça lezzetli (örneğin
çeşnili) piyasada satılan mamalar veya sofra yemekleri ve düşük yağlı
besinlerden daha fazla kalori içeren tek ısırımlık oldukça yağlı besinler
bulu Hipotiroidism (azalan tiroit bezi aktivitesi) gibi hormonal bozukluklar
da vücudun bazal metabolik oranını ve dolayısıyla da enerji ihtiyaçlarını
azaltarak obeziteyi desteklemektedir. Her ne kadar hipotiroidism köpeklerde çok
sık görülse de obez köpeklerin pek çoğu hipotiroid değildir. OBEZİTENİN
BELİRTİLERİ Obezite nöbetleri köpek sahipleri tarafından fark edilmeyebilir,
özellikle de uzun tüylü köpeklerde. Köpeklerde “ideal” vücut ağırlığının
belirlenmesi veya obezitenin ölçülmesi için objektif yöntemler kullanılamaz
durumda, pahalı veya kanıtlanmamıştır. Bundan dolayı da hem köpek sahiplerinin
hem de veterinerlerin köpeğin vücut durumunu belirlemek için daha sübjektif olan
“bak ve hisset” tekniğini kullanması gerekmektedir. Bir köpek, eğer eller
göğsün üzerinde iken kaburga kemikleri kolaylıkla hissedilebiliyorsa ideal
kilosunda olarak değerlendirilebilir. Göğüs, mide (“bel”) ve kalçaların
yukarıdan bakıldığında “kum saati” şeklinde olması gerekmektedir. Eğer derinin
altındaki yağ katmanından doğru kaburga kemiklerinin hissedilmesi için basınç
uygulanması gerekiyor ve “bel” yok ise, köpek obez olabilir. Obezitenin diğer
işaretleri arasında şunlar bulunmaktadır: • Geniş yüz, boyun ve omuzlar •
Kalçalar ve kuyruk bitiminde toplanmış yağ • Kısalmış adımlar veya “paytak
yürüme” • Uyuşukluk • Azalan egzersiz kapasitesi • Nefes borusundan
gelen ses veya efor Bu işaretlerin pek çoğunun nedeninin diğer koşullar veya
hastalıklar (örneğin; hamilelik, kalp hastalıkları, hormonal dengesizlikler,
v.s.) olabileceğinin unutulmaması çok önemlidir. Bundan dolayı da herhangi bir
psikolojik anormallik olasılığına karşın obez köpeklerin bir veteriner
tarafından kilo verme veya egzersiz programına başlamadan önce muayene edilmesi
gerekmektedir. AĞIRLIK YÖNETİMİ Obezitenin yönetilmesinde en iyi yöntem
onun engellenmesidir. Bol miktarda egzersiz yaptırılması, orta ila düşük yağlı,
leziz mamalar ile beslenmesinin sağlanması ve sofradaki yemek veya artıklarının
(genelde yüksek yağ ve kalori içeren) yenmesinin önlenmesi gibi pek çok durum
ile obezite engellenebilir. Obezitenin nedeninin günlük gereksinimlerin
karşılanması için ihtiyaç duyulandan daha fazla kalorinin kronik tüketimini
olmasından dolayı köpeğin ağırlık dengesinin korunabilmesi için birisinin kalori
alımını azaltması veya enerji sarfiyatını arttırması gerekmektedir. Prensipte bu
kolay gibi görünse de evcil hayvan sahipleri için uygulamada zordur. Enerji
Tüketiminin Arttırılması Enerji tüketiminin arttırılmasının en kolay yolu
köpeğin egzersiz seviyesinin arttırılmasıdır. Hareketli günlük yürüyüşler iyi
bir başlangıç olabilir. Egzersiz seviyesi zaman içerisinde dereceli olarak
arttırılabilir, çünkü birden arttırılan egzersizler kemiklere, eklemlere ve
liflere baskı yapmakta ve böylelikle de yaralanmaya neden olabilmektedir.
Belirli ilaç tedavileri enerji tüketimini arttırabilir. Adrenal bezi hormonu
dihydroepiandrosterone (DHEA) köpeklerde denenmiştir, bazı başarılı sonuçlar
rapor edilmiştir. Ne yazık ki, birkaç köpekte yan etkisi görülmüştür ve
güvenliğini ve etkinliğini kanıtlayan başka çalışma yapılmadığından dolayı bu
ilacın kullanımı önerilmemektedir. Tiroit hormonu değişimi terapisi genellikle
enerji tüketimini arttırmakta ve kilo kaybı ile sonuçlanmaktadır. Ancak,
hipotiroid teşhisi konan köpeklerde kullanılmalıdır; genel kullanımı sonucunda
tiroit bezindeki baskı ve kardiyak bozukluklar görülebilir. 500 g yağın
kaybedilmesi için vücudun ihtiyacı olanın yanında 3500 kalori daha
harcanmalıdır. Bu kabaca 7 adet (425 g) konserve köpek mamasına veya on bardak
kuru mamaya eşittir. Köpeklerin pek çoğu için düşük kalori alımı ile birlikte
yapılan egzersizler tatmin edici kilo verme için yeterli olmaktadır. Kalori
Alımının Azaltılması Kalori alımının azaltılmasına aşağıdaki yöntemlerden
herhangi biri eşlik edebilir: • Normal besinden daha az miktarda beslenme
• Düşük kalorili mamalar ile beslenme (genelde düşük yağlı ve yüksek lifli
besinler) • Fazla tatlı olmayan besinler ile beslenme Normal besinden az
miktarda verilmesinden dolayı öğünler arasında yalvarışlar veya sabırsızlanmalar
meydana gelebilir. Bu davranışlar, daha sık fakat az miktarda verilmesi veya
düşük değerli besinlerin verilmesi ile kontrol edilebilir. Düşük değerli
besinler daha avantajlıdır, çünkü mamanın tamamının değeri düşük değildir, bu
şekilde köpekler ve sahipleri öğünü tam olarak yenmiş gibi algılamaktadır. Aynı
zamanda, yüksek lif içeriği de besinin sindirilmesi için harcanan enerjiyi
düşürmektedir, bundan dolayı da emildiği kadar daha az kalori yenmektedir. Tadı
hoş olmayan mamaların verilmesi de köpeklerde istemeyerek de olsa mama alımını
azaltmalarına neden olmaktadır. Mama alımının yakından düzenlenmesine nazaran bu
yöntem biraz daha az başarılıdır. “Açlık rejimleri” (toplam mama kesintisi)
de köpeklerde hızlı kilo kaybının sağlanması için kullanılmaktadır. Kedilerden
farklı olarak bu yaklaşımda köpekler belirgin metabolik dengesizlikler
yaşamazlar. Açlık esnasında köpeğin metabolizması aşırı derecede etkin hale
gelir. Köpek yeniden beslendiğinde ise bu metabolik verimlilik tekrar obez olma
riskini arttıracaktır. Bundan dolayı ve insani nedenler için kilo vermede daha
modern yaklaşımlar önerilmektedir. Hızlı kilo kaybının temel olduğu aşırı
durumlarda aç bırakma dikkate alınabilir. Genel amaç köpeğin kalori alımını,
tahmini ideal vücut ağırlığı için gerekenin %60-70’ine düşürülmesidir. Kilo
kaybının istenenden daha hızlı veya yavaş olması halinde kalori alımı bu
doğrultuda yeniden düzenlenmelidir. Kilonun değişmemesi halinde diğer
kaynaklardan alınan besinler (komşular, çocuklar, v.s.) dikkate alınmalıdır.
Yemek artıkları ve ikramlar obez köpeklerde istenmeyen kalorilere neden
olmaktadır ve bunlar verilmemelidir. Hep köpek hem de sahibi açısından bu
durumun cazip hale getirilmemesi için yemek hazırlanırken veya yemek yenirken
“rejim yapan” köpekler mutfağa veya yemek odasına alınmamalıdır. Evcil hayvan
sahiplerinin obez hayvanlarının atıştırmalarını engelleyememesi durumunda
pirinçli kek veya ince havuç dilimleri gibi düşük kalorili alternatifler
geleneksel mezelerin yerini alabilir. DİYARE Diyare (ishal), köpeklerde
çok sık görülen bir hastalıktır. Nedeni parazitler, metabolik veya enfeksiyonlu
hastalıklar, zehirlenmeler, diyet veya beslenme uygulamaları olabilir. Diyare
olan köpeklerin veteriner tarafından muayene edilmesi gerekmektedir. Diyare
nedeni olan parazitlerin, toksinlerin ve hastalığın ortadan kaldırılması ile
köpek daha sağlıklı bir görünüme kavuşuyor ise beslenmeye bağlı faktörler pek
dikkate alınmaz. Diyarenin beslenmeye bağlı en sık nedeni “beslenmeye ilişkin
yanlışlıklardır”; yani çöp veya etraftaki atıklar, yemek artıkları veya besin
olmayan maddeler ile köpeğin beslenmesi veya normal beslenme miktarından daha
fazla yemesi demektir. Bu tür vakaların pek çoğu 1-2 günlük tedavi ile
düzeltilebilmektedir. Daha ciddi vakalar ise bağırsakların rahatlatılmasını veya
geçici mide rahatlatıcı rejimleri gerektirmektedir. Ani beslenme
değişiklikleri veya uzun süren açlık sonrasında yeniden beslenme de diyareye
neden olabilir. Beslenme değişikliklerinin her zaman için dereceli olarak
yapılması gereklidir, böylelikle sindirici enzimler adapte edilebilir ve
bağırsağın mikrobiyal nüfusunun bileşimindeki ani değişimler önlenebilir. 4 ila
7 gün süresince eski beslenme şekline yeni mamadan arttırarak ilave ederek
beslenme en iyi şekilde değiştirilebilir.Daha sık ama az miktarlarda besleyerek
sindirici enzimlerin ve bağırsak mikroorganizmaların yeni beslenme şeklini
kolaylıkla adapte etmesi sağlanabilir. Aç kalan köpeklerin yeniden beslenmesinde
sık öğünlerin yanında bağırsak rahatlatıcı diyet de gerekli olabilir. DENTAL
HASTALIKLAR Vahşi köpekler genellikle sert (kemik) veya lifli yemekler
yemektedir. Bu da çene ve dişler için doğal törpüleme eylemini sağlamakta, plak
ve taş oluşumu ve ilgili diş hastalıkları azalmaktadır. Her ne kadar kemikler
beslenmese de bu törpüleme eylemini destekleyen sert bisküviler, sakızlar veya
besinler diş sağlığı için yararlı olabilir. Konserve ve yarı yaş besinler ile
törpüleme eylemi gerçekleştirilemez ve bunlar şeker içeriğine bağlı olarak diş
hastalıklarına neden olabilir. DERİ HASTALIKLARI (DERMATOZ) Pek çok
besinsel eksikliklerin köpeklerde deri ve tüy bozukluklarına neden olduğu
bilinmektedir. Ancak, temel yağlı asitler (EFE; örneğin, linoleik asit ve
arakidonik asit) ve çinkodaki eksiklikler çok sık teşhis edilebilenlerdir. Daha
nadir görülen nedenler ise protein, vitamin E, vitamin A, biyotin ve bakır
eksiklikleridir. Besinsel eksikliklerin teşhis edilmesi çok zordur, çünkü farklı
eksikliklerin benzeri klinik işaretleri olabilir ve belirli testlerin yapılması
da kolay değildir. En sık görülen işaretler cansız, kuru, ince deri ve tüy
kaybıdır. Deri genelde pul pul dökülür, yağlıdır ve bazen de burun ve patiler
gibi bölgelerde kalınlaşmaktadır. Tüy renksizleşmesi (deri renginin solması),
protein veya bakır eksikliklerinde görülmektedir. Derinin meydana geldiği normal
mimari ve koruyucu fonksiyondan dolayı da bakteri enfeksiyonları daha sık
görülebilmekte ve yoğun kaşınma gözlenebilmektedir. EFA EKSİKLİĞİ EFA
eksikliği, düşük kalitede olan, uygunsuz şekilde saklanmış, ciddi şekilde yağ
oranı kısıtlı olan veya vitamin E veya ethoxyguin gibi antioksidanlar ile
yeterli yağ stabilizasyonu sağlayamayan bir mama ile beslenmesi halinde
görülebilir. Daha yüksek kalitede veya daha yüksek yağ oranı olan bir mamaya
geçilmesi halinde genelde birkaç hafta içerisinde şartlarda düzelme
görülmektedir. ÇİNKO EKSİKLİĞİ Çinko eksikliği, düşük kaliteli veya
jenerik mamalar veya aşırı derecede mineraller ile desteklenmiş mamalar ile
beslenen köpeklerde görülmektedir ve Sibirya Kurtları, Alaska Malamute ve Bull
Terrier cinsi köpeklerde rapor edilen özel bir problemdir. Besindeki aşırı
miktarda phytates (bitkilerde bulunan bir inositol formu [şeker benzeri bir
bileşken]) ve demir, bakır veya kalsiyum takviyesi durumunda çinko emilimi
kesintiye uğrayabilir. Bu da beslenmede farklı besin maddelerinin dengede
tutulmasının minimum gereksinimlerin karşılanması kadar önemli olduğuna ve ilave
besinlerin neden gelişigüzel verilmemesi gerektiğine dair mükemmel bir örnektir.
Çinko eksikliğinin besinsel eksiklik veya dengesizlikten kaynaklanıyor olması
halinde beslenmedeki bir değişiklik ve kısa dönemli çinko takviyesi ile hızlı
bir ilerleme sağlanacaktır. Belirli cinslere özgün olan çinko eksikliği ise daha
ziyade çinko emilimi bozukluğudur ve veteriner gözetiminde ömür boyu çinko
takviyesini gerekli kılabilir. A VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ A Vitamini eksikliği
(veya fazlalığı) sonucunda deri anormal şekilde kalınlaşabilir. Köpek ve
insanlardaki bazı deri hastalıkları A vitamini içeren maddeler ile tedaviye
cevap vermektedir. Bu tepki genelde ilaç benzeri etkisi olan bu maddelerden
kaynaklanmaktadır ve A vitaminin besinsel eksikliğinin bir kanıtı değildir. A
vitamini aşırı dozda verilmesi halinde (aşağıya bakınız) oldukça zehirli
olabilir ve sadece veterinerin önerisi üzerine evcil hayvanlara verilmelidir.
BİYOTİN EKSİKLİĞİ Biyotin eksikliği, avidin adı
verilen biyotin emiliminin ısıya karşı duyarlı inhibitörünü içeren pişmemiş
yumurta akının yüksek miktarda verilmesi sonucunda meydana gelmektedir. (Bu
durum ve aynı zamanda Salmonella bakterisi ile yumurtadan kaynaklanan zehirlenme
durumları ile karşılaşılmaması için köpek sahiplerinin köpeklerine yumurtaları
pişirerek vermesi gerekmektedir.) Biyotin eksikliği, uygun şekilde saklanan,
piyasadaki yüksek kaliteli köpek mamaları ile beslenen köpeklerde çok ender
görülmektedir. Besine bağlı eksiklikten şüphe edilmesi halinde besin markası,
besin profili ve takviye maddelerin bir listesi ve saklama prosedürleri gözden
geçirilmelidir
İSKELET İLE İLGİLİ HASTALIKLAR Belirli
iskelet ile ilgili bozuklukların nedeni besinsel eksiklikler, aşırılıklar ve
dengesizlikler olabilir. Piyasada satılan mamalar ile beslenmesi halinde
besinsel eksiklikler çok nadirdir. Besinsel aşırılıklar ve dengesizlikler en sık
görülen nedenlerdir, ancak mamaların yanında fazla miktarda et, vitamin ve
mineral verilmesi halinde görülmektedir. Yetişkin köpeklerde beslenmeye bağlı
iskelet hastalıkları genelde beslenme değişiklikleri ile tedavi edilmektedir.
Büyüme çağındaki köpek yavrularında ise iskelete bağlı anormallikler sonucunda
kalıcı bir arıza meydana gelebilir ve hem beslenmenin kontrol edilmesi hem de
cerrahi müdahale gerekli olabilir.
RAŞİTİZM VE OSTEOMALAZİ
Raşitizm ve osteomalazi, D vitamini eksikliğinin bir sonucudur.
Güneş ışığı ile vitamin D sentezlemesi yapamayan köpeklerin besinlerinde D
vitaminine gereksinimleri bulunmaktadır. Genç köpeklerdeki D Vitamini eksikliği
(raşitizm) sonucunda eklem yerlerinde genişleme, kemik kırılmaları, kavisli
bacaklar ve anormal çene formasyonu ve diş bozuklukları meydana gelebilmektedir.
Yetişkin köpeklerdeki eksiklik (osteomalazi) ise kemik ağrısı ve hassasiyeti ve
ciddi vakalarda da kırılma ile karakterize edilmektedir. D vitamini pek çok
mamada bol miktarda bulunmaktadır. Ancak eksiklikler düşük şekilde hazırlanmış
ev yapımı mamalarda veya yüksek buğday içerikli besinlerden dolayı meydana
gelebilmektedir.
BESLENMEYE İLİŞKİN İKİNCİL
HİPERPARATİROİD Beslenmeye ilişkin ikincil hiperparatiroid,
kalsiyum eksikliğinin bir sonucudur, besindeki kalsiyumun fosfora olan
oranındaki dengesizlik veya her ikisinin kombinasyonundan kaynaklanmaktadır.
Paratiroid bezleri, kalsiyumu kemiklerden atan paratiroid hormonunun atılımını
arttırarak düşük veya dengesiz kan kalsiyumu seviyelerini gidermektedir. Bunun
sonucunda kemikte incelme ve D vitamini eksikliğine benzer klinik işaretler
meydana gelmektedir. Ciddi vakalarda, kandaki kalsiyum seviyesinin çok düşmesi
halinde tetani (titreme gibi nöbet) meydana gelebilir. Genelde beslenmeye
ilişkin ikincil hiperparatiroid, yüksek miktarda et veya tamamen et içeren
beslenme veya uygun olmayan ev yapımı mamalar ile beslenen hayvanlarda
görülmektedir. Tam ve dengeli bir beslenme ile tedavi edilebilmektedir.
Tıbbi müdahale gerektiren tetani haricinde kalsiyum takviyesine pek ihtiyaç
duyulmamaktadır.
GELİŞİM BOZUKLUKLARI İskelet
yapısındaki gelişim bozuklukları içerisinde osteokondroz dissekans (OCD; eklem
yerlerinde kemik dejenerasyonu), kalça displazisi, osteokondritis (yanlış
kartilaj-kıkırdak büyümesi), servikal omur şekli bozukluğu, anguler eklem
sakatlıkları ve tutulan kartilaş çekirdekleri bulunmaktadır. Söz konusu
bozukluklar genelde hızla büyüyen büyük ve dev cinsteki köpeklerde
görülmektedir. Besinsel, çevresel ve genetik faktörlerin hepsinin bu soruna
katkısı vardır. Besinsel faktör aşırılıklardan biridir (fazla tüketim ve fazla
takviye) ve genelde yaşamının ilk 6 ayında görülmektedir. C vitamini
eksikliğinin bu bozukluklardan herhangi birine neden olup olmadığına dair bir
kanıt bulunmamaktadır. Fazla tüketim, düzenli bir besinin fazla verilmesi
veya yüksek enerjili mama ile beslenmesi halinde görülmektedir. Bu besleme
uygulamaları, normal kartilaj (kıkırdak) ve kemik gelişiminin ayak
uyduramayacağı söz konusu hızlı büyümeye neden olmaktadır. Artan enerji alımını
sağlamalarından dolayı yüksek proteinli besinler gelişmeye bağlı kemik
bozukluklarında kullanılmaktadır, besindeki protein seviyesi hastalığa neden
olan tek faktör değildir. Fazla miktarda protein, daha fazla kemik veya kas
oluşturmaz; sadece daha fazla enerji yapar. Mamanın fazla tüketimi ve hızlı
büyümenin de bundan dolayı büyük ve dev cinslerde önlenmesi gerekmektedir.
Tutarlı ve uygun büyüme oranı için mama alımının sınırlandırılmalı veya daha
düşük enerjili besinler verilmelidir. Mineral preparatların veya
takviyelerinin tam ve dengeli bir beslenmeye ilave edilmesi halinde fazla
takviye meydana gelmektedir. Yüksek besinsel kalsiyumun, belirli gelişime bağlı
iskelet bozukluklarını arttırdığı görülmüştür. Aşırı miktarda besinsel kalsiyum,
sindirim borusundan kana karışan kalsiyum emilimini arttırmaktadır. Buna
karşılık tiroit bezi, paratiroid hormonunun aktivitelerini dengeleme görevi
üstlenen kalsiyum düzenleyici hormon olan kalsitonini atmaktadır. Genç, büyüme
çağındaki köpeklerdeki kalsitonin seviyesindeki artış da gelişen kemik ve
kartilaj (kıkırdak) içerisine hızlı kalsiyum alımına neden olmaktadır, bundan
dolayı da büyümede anormallikler meydana gelmektedir. Piyasada satılan köpek
mamalarının pek çoğunun içerisinde yeterli miktarda kalsiyum ve fosfor
bulunmaktadır; bundan dolayı da mineral takviyesine gerek bulunmamaktadır. Genel
olarak piyasada satılan köpek mamaları ile beslenen ve kalsiyum veya mineral
preparatları ile beslenen gelişim çağındaki köpeklere fazla takviyede bulunulmuş
olunacaktır. Evcil hayvanlarının besinleri ile ilgili bilgi sahibi olan
sahiplerin bilinçsiz şekilde vitamin veya mineral takviyesinde bulunmak yerine
daha yüksek kaliteli mamalar ile hayvanlarını beslemeleri gerekmektedir. Bu
alandaki yeni bir araştırma konusu ise gelişimsel iskelet bozuklukları ve
besinsel anyon boşluğunun, besinde negatif ve pozitif olarak şarj edilen
partiküllerin dengesi ile birleştirilmesi hususu üzerinde odaklanmaktadır.
Bugüne kadar elde edilen sonuçlar bu ilişiği önermektedir, ancak anlamlı
besinsel öneride bulunmak için henüz yeterli değildir.
VİTAMİN
ZEHİRLENMELERİ VE EKSİKLİKLERİ Vitamin zehirlenmeleri genelde
piyasada satılan mamaların vitamin preparatları ile takviye edilmesi halinde
meydana gelmektedir. A ve D Vitamini zehirlenmeleri en çok görülenlerdir, çünkü
bu vitaminler yağda çözülebilmekte ve vücutta depolanabilmektedir. Aşırı
miktarda verilmesi halinde normal eliminasyon yolları ezilir ve toksit sonuçlar
meydana gelir. Suda çözünür vitamin zehirlenmeleri meydana gelebilir, ancak
vitaminler megadoz olarak verilmedikçe bu çok nadirdir. Eksiklikler genelde en
çok yetersiz şekilde formüle edilmiş veya hazırlanmış ev mamaları ile beslenen
köpeklerde görülmektedir. A VİTAMİNİ ZEHİRLENMESİ A Vitamin
zehirlenmesi, yüksek miktarda karaciğer, morina balığı ciğerinin yağı veya A
vitamini takviyesinin beslenmeye ilavesi halinde görülebilir. Sık olarak D
vitamini zehirlenmesi ile birlikte görülmektedir, çünkü pek çok besin içerisinde
her iki vitamin de bulunmaktadır. A vitamini zehirlenmesinin erken klinik
bulguları arasında iştahsızlık, letarji, kilo kaybı, deride hassasiyet ve kemik
ve eklem ağrısı bulunmaktadır. Kronik zehirlenmelerde gözlerde şişkinlik, kemik
bozuklukları, deride kalınlaşma ve kan damarlarında dejeneratif değişiklikler
meydana gelebilir. Hamilelik esnasında aşırı miktarda A vitamini verilmesi
ceninin gelişiminde deformasyona neden olabilir. A vitamini zehirlenmesinin
tedavisinde aşırı A vitamini alım kaynağı kesilmektedir.
D
VİTAMİNİ ZEHİRLENMESİ D Vitamini zehirlenmesi, besinsel kalsiyum
alımında artış ve kandaki kalsiyum seviyelerinde artışa neden olmaktadır. Fazla
gelen kalsiyum çeşitli organlarda ve yumuşak dokularda saklanmaktadır, vücudun
düzenleyici mekanizmaları tarafından kandaki kalsiyum seviyeleri düşürülmeye
çalışılmaktadır. Anormal kalsiyum kireçlenmesinin görüldüğü en sık alanlar
içerisinde böbrekler, akciğerler ve gastrointestinal sistem bulunmaktadır. Uzun
süreli kireçlenme sonucunda belirli organlarda bozulma veya böbrek taşı meydana
gelmesi görülebilir. Erken klinik bulgular belirli değildir ve içerisinde
iştahsızlık, letarji, halsizlik ve bazen diyare bulunmaktadır. Daha sonraki
işaretleri ise genelde belirli organlarda işlev bozukluğu ile ilgilidir. D
vitamini zehirlenmesi genelde aşırı D vitamini takviyesinden kaynaklanmaktadır.
Ancak, kolkalsiferol (D vitamini öncüsü) içeren fare yemi yiyen köpeklerde ani
ve şiddetli D vitamini zehirlenmesi görülmektedir. D vitamini zehirlenmesinde
tedavi, aşırı D vitamini kaynağının kesilmesi, çeşitli ilaçlar ile kandaki
kalsiyum seviyelerinin düşürülmesi ve belirgin organ işlev bozukluklarının
yönetilmesi ile yapılmaktadır. Organda hasar meydana geldikten sonra prognoz
korunmaktadır.
B12 VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ B12 Vitamini
eksikliği, ciddi bağırsak ve pankreas hastalığı olan köpeklerde rapor
edilmiştir. Kati vejetaryen rejimlerinde B12 vitamini eksiktir ve bundan dolayı
da eksikliğin meydana gelmesinde potansiyeldir. Ancak, köpeklerin vejetaryen
şekilde beslenmelerinden kaynaklanan B12 vitamini eksikliği bugüne kadar rapor
edilmemiştir. Bunun sonucu olarak köpekte çok düşük B12 vitamini gereksinimi
olabilir veya eksiklik potansiyelinin farkında olan sahipler tarafından
vejetaryen rejimleri uygun şekilde takviye edilebilir. B12 vitamini eksikliği
anemiye (düşük kırmızı kan hücresi sayımı) neden olmaktadır ve bu da B12
vitamini iğneleri ile tedavi edilmektedir.
BESLENME İLE İLGİLİ
HASTALIKLAR Beslenme ile ilgili hastalıklar besinsel hastalıklar
değildir, ancak beslenmenin türü, besinsel içerikler veya belirli beslenme
uygulamalarından fazlaca etkilenen hastalıklardır. Besinsel yönetim genelde
gidişatı veya ciddiyeti kontrol edebilmektedir. Bu tür hastalıklar kısaca burada
özetlenmiştir, çünkü meydana gelişlerinde ortak yönleri vardır ve gerçek şu ki
veteriner beslenme uzmanlarına da bu konuda çok sık danışılmaktadır.
BESLENMEYE BAĞLI MÜSAMAHASIZLIK VE BESİN ALERJİLERİ
Beslenmeye bağlı müsamahasızlık ve besin alerjileri, bağışıklık
sisteminin besin içerisinde bulunan çeşitli maddelere karşı hassas hale gelmesi
durumunda meydana gelmektedir. Genelde bağışıklık reaksiyonları beslenmenin
protein bileşenine karşı yönlendirilmektedir. Ancak, diğer besin bileşenlerine
(koruyucular, boya) karşı hassasiyetler de rapor edilmiştir. Klinik bulgular
genelde gastrointestinal sistem veya deride bulunmaktadır. Tipik
gastrointestinal işaretler içerisinde kusma, gaz oluşumu, midede rahatsızlık ve
diyare bulunmaktadır. Deri rahatsızlıkları içerisinde de kızarma, tahriş olmuş
deri ve ciddi kaşınma bulunmaktadır. Teşhis sonucunda genelde şüphe edilen
besin çıkarılmakta ve iyileşmesi için hasta düzenli olarak takip edilmektedir.
Bu da tekli protein ve nişasta kaynağı kullanan yeni bir beslenme ile
yapılmaktadır. Söz konusu rejimlere genelde “hipoalerjik” rejimler adı
verilmektedir. (Aslında bu yanlış bir isimdir, çünkü diğer rejimlerin alerji
yaptığı gibi bir ifade içermektedir. “Hipoalerjik” rejimler basit anlamda yeni
proteinler kullanan sınırlı içerikli rejimlerdir.) Bulgularda gözlemlenen
iyileşme sonrasında hassasiyete neden olduğundan şüphe edilen besin, etkisinin
onaylanması için yeniden verilir. Karşı koyan içerikler tespit edildikten sonra
beslenmeden çıkarılmaktadır. Bu da köpeğin özel olarak formüle edilmiş veya ev
yapımı mamalar ile beslenmesini gerekli kılmaktadır.
GASTRİT
DİLATASYON-VOLVÜLÜS Gastrit dilatasyon-volvülüs (GDV), genelde
şişkinlik veya gastrit burulma olarak da bilinmektedir ve sık olarak büyük ve
dev cins köpeklerde görülen yaşamı tehdit eden bir durumdur. Bu hastalıkta mide,
içeride sıkışan sıvıyı ve gazı dışarı atamayacak şekilde büzülür. Bunun altında
yatan nedenler tamamen anlaşılmış değildir; ancak beslenme uygulamalarının
meydana gelişinde etkisi olabilir. Nöbetler, büyükçe bir yemeğin tüketilmesinin
ardından ağır egzersiz yapılması ile ortaya çıkar. Genelde köpeklerin egzersiz
öncesinde aşırı miktarda yemek ve/veya su tüketmesine izin verilmemelidir.
GDV’ye yatkın olan köpeklerin bir veya iki büyük öğün yerine günde üç ila dört
kez küçük öğünler ile beslenmesi gerekmektedir. Kuru mama ile beslenmesi
halinde, yemeden önce mamanın suya batırılması ile köpeğin genel besin alımına
yardımcı olunabilir ve bu şekilde beslenme sonrasında yüksek miktarda su
tüketimi gereksinimi de engellenmiş olur.
PANKREATİT
Pankreasın inflamasyonunun nedeni pek çok faktör olabilir. Pankreatitin
genelde orta yaşlı veya yaşlı obez köpeklerde yağlı besin tüketimi sonrasında
görülmesi nedeni ile besinsel faktörlerin önemli olduğu düşünülmektedir.
Pankreatitin işaretleri içerisinde iştahsızlık, letarji, kusma, diyare, midede
ağır ve ateş bulunmaktadır. Ciddi veya tedavi edilmeyen vakalarda şok ve ölüm
meydana gelebilir. Orta şiddetteki vakaların tedavisinde 2 ila 5 gün süresince
mama ve su tüketimi durdurularak midenin şişmesi ve pankreas enzim salgılaması
engellenmektedir, bunun yanında köpek damardan verilen sıvı ile
desteklenmektedir. Yeniden beslenmeye başladığında, küçük, sık öğünler halinde
düşük yağlı beslenme önerilmektedir. Tedavi tamamlandıktan sonra düşük yağlı
beslenmenin normal bir beslenme çizelgesi süresince devam etmesi gerekmektedir.
Daha belirgin komplikasyonları olan daha ciddi vakalarda ise yoğun bakım gerekli
olacaktır. Pankreasın besinsel yönetimi, her zaman için bir veteriner
gözetiminde yürütülmelidir.
KARNİTİN KARDİYOMİYOPATİ
Karnitin kardiyomiyopati, Boxer ve bazı büyük cins köpeklerde rapor
edilmiştir. Karnitin, enerji (adenozin trifosfat) yapmak için kullanılan
hücresel mitokondri (enerji üretiminden sorumlu vücut hücreleri içerisinde
bulunan özel yapılar) içine yağlı asitleri taşıyan bir amino asittir. ATP
seviyelerinin düşük olduğu durumlarda kalp etkin şekilde çalışmaz ve
rahatlayamaz bu da kalp krizine neden olabilir. Köpek, karnitini karaciğerde
sentez edebilir ve besinsel bir gereksinim açıklanmamıştır. Bundan dolayı da
karnitin kardiyomiyopati gerçek bir besinsel eksiklik değildir, ancak kalıtımsal
metabolik hasar olarak görünmektedir. Etkilenen köpeklerin kan ve/veya kalp
kasındaki karnitin seviyeleri düşüktür, karnitini ememez, üretemez veya
koruyamazlar. Karnitin takviyesi ile bu vakalarda kardiyak fonksiyon
düzeltilebilir, ancak diğer nedenlerden kaynaklanan kardiyomiyopatiler bundan
etkilenmeyecektir. |
| |
Bilgi Kaynağı: U C Davis Veterinerlik Fakültesi Köpek
Kitabı: Tamamen Tıbbi Köpekler ve Köpek Yavruları için Referans
Kılavuz Davis, California Üniversitesi Veterinerlik Okulu, Fakültesi ve
Personeli Mordecai Siegal tarafından düzenlenmiştir Danışman Editör,
Jeffrey E. Barlough, D.V.M., Ph.D. UC DAVIS KÖPEK KİTABI. Telif hakkı
Mordecai Siegal ve Davis’de bulunan California Veterinerlik Fakültesi’ne aittir.
Her hakkı saklıdır. Amerika Birleşik Devletleri’nde basılmıştır. Kritik
makaleler ve incelemelerde kullanılacak özetler hariç olmak üzere önceden yazılı
izin alınmaksızın bu kitabın hiçbir bölümü hiçbir şekilde kullanılamaz veya
çoğaltılamaz. Bilgi almak için adres; HarperCollins Publishers, Inc., 10 East
53rd Street, New York, NY 10022.
KÖPEK BESLENME
TESTİ (Sınıf geçmek için üç veya daha az yanlış cevap gereklidir)
1. Köpeğin besinsel ihtiyaçlarının yeterli şekilde karşılanması ile köpeğin
sağlığı da ideal seviyede olur ve ömrü uzar. DOĞRU YANLIŞ 2. Köpekler
için su önemli bir besindir. DOĞRU YANLIŞ 3. Yoğun emzirme döneminde
enerji gereksinimleri, normal aktif yetişkin köpeğin ihtiyacı olandan dört kat
daha fazla olabilir. DOĞRU YANLIŞ 4. Besin alerjilerinin nedeni
genellikle beslenmede proteine karşı verilen tepkidir. DOĞRU YANLIŞ 5.
Köpek yavrularının ilk haftalarında tek besin kaynağı anne sütü olmalıdır.
DOĞRU YANLIŞ 6. E Vitamini (alfa tokoferol), besin ve vücuttaki yağları
oksidasyondan koruyan bir antioksidandır. DOĞRU YANLIŞ 7. Oldukça
sindirilebilir protein ile bireysel amino asit ihtiyacının karşılanması için söz
konusu proteinin daha fazlasına ihtiyaç duyulacaktır. DOĞRU YANLIŞ 8.
Nişastanın genelde protein veya yağdan daha fazla enerji içermesi ve daha ucuz
bir enerji kaynağı olmasından dolayı piyasada satılan köpek mamalarının pek
çoğunun büyük bir oranını karbonhidratlar teşkil etmektedir. DOĞRU YANLIŞ
9. Besinsel eksikliklerin deri veya tüy bozukluklarına neden olduğu
görülmemiştir. DOĞRU YANLIŞ 10. Besinsel yağ içerisinde oldukça yüksek
konsantre enerji kaynağı bulunmaktadır. DOĞRU YANLIŞ 11. Düşük yağlı
beslenmeden yüksek yağlı beslenmeye geçiş kademeli olarak yapılmalıdır. DOĞRU
YANLIŞ 12. Temel yağlı asitlerdeki eksiklik sonucunda genel durumda zayıflama
ve kaba, kuru ve cansız tüy meydana gelir. DOĞRU YANLIŞ 13. Belirli
iskelete bağlı bozuklukların nedeni besinsel eksiklikler, aşırılıklar ve
dengesizlikler olabilir. DOĞRU YANLIŞ 14. Bir köpeğin metabolizması,
yüksek besinsel yağların sindirimine olanak sağlamamaktadır. DOĞRU
YANLIŞ 15. Doğru enerji ve besin dengesini veren bir beslenme tam ve dengeli
olarak adlandırılabilir. DOĞRU YANLIŞ 16. Genel olarak kuru köpek
mamaları, konserve veya yarı yaş mamalardan daha pahalıdır. DOĞRU YANLIŞ
17. Besinsel değişikliklerin pek çoğunun hızlı bir şekilde yapılması
gerekmektedir. DOĞRU YANLIŞ 18. Temel amino asit, köpek tarafından
yeterli miktarda sentezlenemeyen bir tür asittir ve beslenme içerisinde
verilmelidir. DOĞRU YANLIŞ 19. Konserve mamalar DOĞRU YANLIŞ 20.
Köpek yavrularının günde bir büyük öğün yemesi için teşvik edilmesi
gerekmektedir. DOĞRU YANLIŞ 21. Hipoalerjik (yüksek alerjik) besinler,
alışılmamış veya yeni proteinleri kullanan sınırlı besin maddesi bulunan
besinlerde sıkça bulunmaktadır. DOĞRU YANLIŞ 22. Köpek yavruları için
mümkün olan en iyi başlangıç hamile ve emziren dişi köpeklerin uygun şekilde
beslenmesidir. DOĞRU YANLIŞ 23. Genel bir kural olarak, sağlığın daha iyi
olması için piyasada satılan evcil hayvan mamalarının pek çoğunun yanında ek
vitamin ve mineral ile takviyede bulunulmalıdır. DOĞRU YANLIŞ 24. Köpek
yavrularının 3 ila 4 haftalık iken az miktarda katı mama alması için teşvik
edilmesi gereklidir. DOĞRU YANLIŞ 25. C ve E vitamini ve beta-karoten,
vitaminler ve yağların doğal olarak korunması için kullanılabilir. DOĞRU
YANLIŞ 26. Tam ve dengeli ev yapımı mamaların verilmesi mümkündür, ancak bu
fazlaca zaman, çaba ve para gerektirmektedir. DOĞRU YANLIŞ 27. Hastaların
sınırlı miktarlarda beslenmesi gerekmektedir. DOĞRU YANLIŞ 28. Köpeğin
yediği mamanın miktarını belirlemede temel faktör kalori cinsinden enerjidir.
DOĞRU YANLIŞ 29. Köpeklerin besinsel ihtiyaçları yağ, psikolojik
durum veya aktivite seviyesinden etkilenmemektedir. DOĞRU YANLIŞ 30.
Metabolizmaya alınabilen enerji, kullanması için köpeğin yediği mamada bulunan
enerjiyi temsil etmektedir. DOĞRU YANLIŞ Cevaplarınızı info@tropikalpet.com.tr adresine
gönderebilirsiniz. | |
|
|
|
|
|